Milano! Modanın Başkenti

Milano, tarih, sanat, moda ve lezzetin harmanlandığı dinamik bir şehir. Buraya geldiğinizde yapacak şeyler konusunda başınız dönmesin! Sadece bu yazıyı okuyarak Milano’yu keşfetmeye başlayabilirsiniz.

Milano, İtalya’nın kuzeyinde yer alan Lombardiya bölgesinin başkenti ve zengin bir tarihe sahip önemli bir şehir. Şehrin tarihi, M.Ö. 400’lü yıllara kadar uzanır ve Galyalı İnsubliler tarafından kurulduğu bilinmektedir. Şehir, Mediolanum adıyla antik Roma döneminde hızla büyüdü ve M.S. 286 yılında İmparator Diocletian tarafından Batı Roma İmparatorluğu’nun başkenti ilan edildi. Bu dönem Milano’nun ticaret, sanat ve politikada önemli bir merkez haline gelmesinin başlangıcı oldu.

Orta Çağ’da Milano, zengin ve güçlü bir şehir devleti haline geldi. Sforza ve Visconti ailelerinin yönetimi altında gelişerek, İtalya’nın en etkili şehirlerinden biri oldu. Özellikle Sforza Hanedanı döneminde şehir, Rönesans’ın sanatsal ve kültürel bir merkezi haline geldi. Leonardo da Vinci gibi büyük sanatçılar Milano’da çalıştı ve bu dönemde şehrin görkemine katkıda bulundu.

II. Dünya Savaşı sırasında büyük hasar gördü, ancak savaş sonrasında hızlı bir şekilde toparlanarak, İtalya’nın finans, moda ve sanayi merkezi haline geldi. Bugün Milano, sadece İtalya’nın değil, dünyanın en önemli moda ve tasarım başkentlerinden biri olarak bilinir. Aynı zamanda iş dünyası, ticaret ve sanatın kesişim noktasıdır.

Milano, antik çağlardan modern döneme kadar Avrupa’nın en dinamik şehirlerinden biri olmuş ve hem sanatta hem de ticarette büyük bir miras bırakmıştır.

Toplu Taşıma

Milano’da toplu taşıma oldukça verimli ve kullanışlı. ATM tarafından işletilen metro, tramvay ve otobüsler, şehri keşfetmenin en kolay yollarından biri.

  • Metro: Milano’nun metro sistemi oldukça kapsamlı ve şehri hızlıca gezmenizi sağlar. Üç ana hat vardır: Kırmızı (M1), Yeşil (M2) ve Sarı (M3). Katedrali, Brera’yı, Navigli’yi ya da diğer popüler bölgeleri görmek istiyorsanız, bu hatlar size rehberlik edecektir.
  • Biletler: Tek kullanımlık biletler yaklaşık 2 Euro’dur ve 90 dakika boyunca tüm toplu taşıma araçlarında geçerlidir. Günübirlik geziler için ise 24 saatlik biletler (7 Euro civarında) en iyi seçenektir. Biletlerinizi istasyonlardan veya gazete bayilerinden alabilirsiniz.
  • Tramvay: Şehir içinde daha nostaljik bir ulaşım aracı arıyorsanız, tramvayları tercih edebilirsiniz. Özellikle Tarihi Tramvay (Tram 1), hem ulaşım hem de nostalji sunan bir deneyimdir.
  • Bisiklet Kiralama: Milano’da bisiklet kiralayarak şehri keşfetmek de oldukça popüler bir seçenek. “BikeMi” adında bir şehir bisiklet kiralama sistemi mevcut. Şehrin birçok noktasında bisiklet istasyonları bulunuyor.

Gezilecek Yerler

Duomo di Milano (Milano Katedrali)

Şehrin kalbi! Duomo, Gotik mimarisiyle nefes kesici bir yapı. Çatısına çıkıp şehri yukarıdan izlemeyi sakın kaçırmayın. Katedralin içindeki vitraylar ve detaylı taş işçiliği de kesinlikle görülmeye değer.

Galleria Vittorio Emanuele II

Duomo’nun hemen yanında yer alan bu tarihi alışveriş galerisinde yürürken, sadece moda markalarını değil, Milano’nun aristokrat geçmişini de hissedebilirsiniz. Kubbesi altındaki mozaikler, ve şık mağazalar büyüleyici.

Sforzesco Şatosu (Castello Sforzesco) ve Parco Sempione

Tarihi bir kale olan Sforzesco Şatosu, Milano’nun sanat ve tarihini sergileyen müzelerle dolu. Bahçelerinde yürüyüş yapabilir ya da içindeki Leonardo da Vinci’nin elinden çıkan eserleri keşfedebilirsiniz.

Sforzesco Şatosu’nun hemen yanında yer alan bu devasa park, şehrin koşuşturmacasından kaçmak ve doğayla baş başa kalmak için mükemmel bir nokta. Arco della Pace (Barış Kemeri) de burada bulunuyor ve parkın sonunda şık bir manzara sunuyor.

Santa Maria delle Grazie ve Son Akşam Yemeği

Leonardo da Vinci’nin ünlü Son Akşam Yemeği tablosunu görmek için burayı ziyaret edin. Ancak önceden rezervasyon yapmayı unutmayın, zira yoğun ilgi gören bir yapıt.

Brera Sanat Galerisi (Pinacoteca di Brera)

Eğer sanata ilginiz varsa, Milano’nun en prestijli sanat galerilerinden biri olan Brera’da, Rönesans döneminin başyapıtlarını görebilirsiniz.

Navigli Bölgesi

Akşamüstü bir şeyler içmek veya akşam yemeği yemek için mükemmel bir yer. Kanallarıyla ünlü bu bölge, Milano’nun sosyal yaşamının merkezi. Özellikle aperitivo saatlerinde oldukça hareketli olur.

Yeme-İçme

  • Risotto alla Milanese: Safranla renklendirilmiş bu risotto, Milano’nun en ikonik yemeklerinden biridir. Kremamsı yapısıyla ve eşsiz aromasıyla denemeye değer.
  • Cotoletta alla Milanese: Kemikli dana etinin incecik dövülerek pane harcıyla kızartılmasıyla yapılan bu yemek, Milano mutfağının olmazsa olmazlarındandır. Hem doyurucu hem de lezzetli!
  • Panettone: Milano’nun dünyaca ünlü tatlısı Panettone, özellikle yılbaşı döneminde popülerdir. Hafif, yumuşak ve meyve dolu bu kek benzeri tatlı, her köşebaşında bulabileceğiniz bir lezzet.
  • Ossobuco: Kemikli dana incikten yapılan, yavaş pişirilmiş bu et yemeği, genellikle safranlı risotto ile servis edilir ve adeta damakları şenlendirir.
  • Aperitivo Zamanı: İtalya’da aperitivo, iş çıkışı bir içkiyle birlikte atıştırmalıklar alıp arkadaşlarla vakit geçirmenin gelenekselleşmiş bir yolu. Milano’da akşamüstü saatlerinde Navigli bölgesindeki bir kafeye oturup bir spritz veya prosecco içerek bu kültürü deneyimleyebilirsiniz.

Yapılacak Şeyler

  • Alışveriş: Moda cenneti olan Milano’da, Via Monte Napoleone gibi sokaklarda dünyanın en ünlü tasarımcılarının mağazalarını bulabilirsiniz. Eğer yerel pazarları seviyorsanız, Mercato di Via Fauchè’de yerel ürünler ve giysiler bulabilirsiniz.
  • Como Gölü: Eğer Milano’da geçireceğiniz zaman uzunsa, bir gününüzü göller bölgesine ayırabilirsiniz. Como Gölü hem doğal güzellikleri hem de tatlı sokakları ile güzel bir gün geçirmeniz için yeterli. Milano’dan tren ile 1 saatte ulaşmak mümkün.
  • Lugano Gölü: Como Gölünden sonra rotanızı bu doğa harikası bölgeye çevirebilirsiniz. Lugano İsviçre sınırları içerisinde bulunan güzel bir köy. Burada hem göle girebilir, hem güzel restoranlarda güzel bir yemek yiyebilirsiniz. Hem Milano’dan hem de Como’dan buraya tren ile ulaşım mümkün. Herhangi bir kontrole girmeden İtalya’dan buraya ulaşabiliyorsunuz.

Eğer vaktiniz varsa, göller bölgesine uğramadan dönmeyin derim.

Amsterdam Turu

Bu yazıda Avrupa’nın en çok ziyaret edilen rotası Amsterdam’dayız. Kuzey Hollanda’da yer alan, Hollanda’nın kültür ve ve sanat kalbinin attığı Amsterdam, ilk olarak Amstel nehri kenarına kurulmuştur. Önüne yapılan su bendi(dam) dolayısıyla zaman içerisinde Amsterdam olarak anılmaya başlanmıştır. Şehirin ilk kurulduğu dönemde bataklıklar dolayısıyla verimli toprak bulmak zormuş. Hollandalılar yel değirmenleri ile bataklıklardaki suyu boşaltarak verimli topraklar elde etmiş. Şehir deniz seviyesinden -4 metrede bulunuyor. Evet yanlış okumadınız -4 yani su seviyesinin altında! Hollanda’nın yaklaşık dörtte biri su seviyesinin altında bulunuyor. Şehrin önüne kurulan su bendi sayesinde ve deniz kenarında bulunan değirmenler ile su denize boşaltılarak deniz suyunun şehri doldurması engelleniyor ve verimli topraklar elde ediliyor. Bu su bendi teknolojisi, günümüzde dahi teknoloji harikası olarak görülmekte. Şehrin büyük bölümü bu sebeple kazıklar üzerine oturtulmuş. Sadece merkez tren istasyonu 6000 kazık üzerinde durmakta. 17. yüzyılda liman ticaretinin büyük bölümünü elinde bulunduran şehir, bu tarihten itibaren kültür ve sanatın merkezi haline gelmiş.

Venedikten sonra en çok kanalı bünyesinde bulunduruyor Amsterdam. Kanalların kenarında bulunan tarihi evlerin tarihi 17. yüzyıla kadar gitmekte. Bir dönem bu evler yıkılması ve yenilenmesi gündeme gelmiş ancak Amsterdam halkı bu duruma şiddetle karşı çıkmış ve günümüzde doya doya keyfini çıkardığımız bu mimari miras bizlere kalmış. Gelin şimdi bu kültür ve sanat şehrini beraber keşfe çıkalım.

***Eğer pasaport ve vize işlemleriyle ilgili detay bilgiye ihtiyacınız varsa Pasaport ve Vize Alma yazımızı okuyarak bilgi sahibi olabilirsiniz.

Amsterdam’a nasıl ulaşılır? Havaalanından Amsterdam’a ulaşmak için Amsterdam Centraal’e giden otobüsleri kullanabilirsiniz. Havaalanından bu otobüsler için bilet almak mümkün. Günlük biletlerinizi havaalanından ya da Centraal istasyonundan temin edebilirsiniz. Amsterdam yüz ölçümü olarak çok küçük bir şehir. Özellikle İstanbul gibi bir şehirden geliyorsanız, bir ilçeden küçük diyebiliriz. Otelinizin bulunduğu noktayı ve gezeceğiniz yerleri ve hava durumunu göz önünde bulundurarak, günlük bilet almadan, yürüyerek, Amsterdam’ı gezebilirsiniz. Özellikle kış aylarında şehir bir hayli soğuk olabiliyor. Gene de bu güzel şehrin sokaklarında kaybolmak son derece keyifli.

Şehir merkezinde bulunan oteller biraz pahalı olabiliyor. Bu sebeple Amsterdam’ın biraz dışında bir otel tutarak, Amsterdam’a metro, tramvay ya da otobüs ile ulaşmayı düşünebilirsiniz. Amsterdam’ın neredeyse her yerinden merkeze tramvay ve metro ile ulaşmak mümkün. Aşağıda metro ve tramvay hatlarının haritasını bulabilirsiniz.

Bilet satın alma noktalarından günlük ya da haftalık biletler alarak kolayca merkeze ve istediğiniz yerlere gitmeniz mümkün. Ayrıca günlük ya da haftalık bilet almak istemiyorsanız, tek kullanımlık biletler de seyahat etmek mümkün. Avrupanın genelinde olduğu gibi burada da bilet kontrolü ulaşım araçlarında yapılabiliyor. Bu sebeple kontrol yok diyerek bilet almadan ulaşım araçlarına binmeyin. Yakalandığınız durumda yüklü bir ceza ödemek durumunda kalabilirsiniz. Aldığınız biletin üzerinde bilgiler mevcut ancak bileti ilk kullanımızın olduğu gün 00:00’dan, biletin bitiş günü saat 04:00’e kadar kullanabiliyorsunuz. Günlük biletler, havaalanı otobüsü olan 197 de dahil olmak üzere tüm metro tramvay ve otobüslerde geçerli. Yani günlük bilet alarak tüm ulaşım araçlarını kullanabilirsiniz. Eğer bilet satım noktası bulamadıysanız, biletlerinizi ulaşım noktalarında bulunan biletmatiklerden kredi kartı ile de alabiliyorsunuz. Sıra beklememek ve kartla ödemek için güzel bir yöntem oluyor.Detaylı bilgi için link. (Iamsterdam kart almayı düşünüyorsanız bu karta ulaşım da dahil)

Müzelere girecek ve günlük ulaşım bileti alacaksanız, bunları ayrı ayrı almak yerine Iamsterdam Card almayı düşünebilirsiniz. Alacağınız güne göre ayrı fiyatları bulunan kart ile müzelere ve bazı etkinliklere ücretsiz girebilir, aynı zamanda ulaşımdan da ücretsiz faydalanabilirsiniz. Iamsterdam kartınızı satış noktalarından ya da şehre gitmeden önce internetten evinize kargolatarak alabilirsiniz. Detaylı bilgi için link. Bu kart ile gireceğiniz müzelerin fiyatını ve kullanacağınız toplu taşımaları hesaplayarak bunların toplamını ucuza getirebilirsiniz. Ben fazla toplu taşıma kullanmadığım ve önceden bilet satın aldığım müzelere girdiğim için bu karttan almamıştım. Ancak bu karttan almayacaksanız ve müzelere girecekseniz uzun kuyruklar beklememek, hatta bazen müzenin toplam ziyaretçi sayısı aşıldığı için hiç giriş de yapamayabilirsiniz, adına biletinizi önden internet üzerinden almanızı tavsiye ederim.

Havaalanından merkeze oradan da otelinize geçtiyseniz, artık Amsterdam’ı keşfetmeye hazırsınız. Öyleyse Amsterdam’da görülecek yerler listesine bir göz atabilirsiniz.

Amsterdam’da Görülecek Yerler

  1. Amsterdam Centraal (Merkez İstasyonu)

Şehrin tüm ulaşım noktalarının merkezi olan merkez istasyonu, 6000 tane kazık üzerine oturtulmuş ve 1889 yılında açılmıştır. Bu noktadan şehrin her bölgesine ulaşım aracı bulmanız mümkün. Şehrin yakın çevresinde gezeceğiniz noktalar varsa bu otobüs ya da trenler de bu istasyondan kalkmaktadır. İstasyonun önünde bulunan şehir tanıtım ofisinden şehirle bilgi almak mümkün. Aynı zamanda istasyonun hemen karşısında çok katlı bir bisiklet parkı bulunmaktadır. Bu şahane binayı görmeden dönmemenizi öneririm.

2. Aziz Nikola Kilisesi

Şehrin ana Roma Katolik kilisesi olan Aziz Nikola Kilisesi’dir. Merkez istasyonuna çok yakın bulunan kilise, merkeze doğru yürürken görülebilecek noktalardan biri.

3. Ağlama Kulesi

Aziz Nikola Kilisesinden devam ettiğinizde, sağ tarafınızda bu eski kuleyi göreceksiniz. Bu kule, rivayete göre şehir deniz ticaretinin ve denizciliğin merkezi iken, eşlerini sefere gönderen eşlerin onları uğurladığı ve arkalarından ağladığı için Ağlama Kulesi olarak anılmakta. Kulenin hemen yanındaki kanal önünde bir fotoğraf çektirebilirsiniz, arkadaki amsterdam evlerinin ve kanalın manzarası harika.

4. Red Light District

Geldik Amsterdam’ın meşhur Kırmızı Fener Mahallesine. Avrupa’nın en çok ziyaret edilen mahallelerinden biri Red Light District. Amsterdam’a gelip de bu mahalleyi ziyaret etmeyen yok gibi. Bu mahalle adını, mahallede bulunan genel evlerin ışığının kırmızı oluşundan almış, zamanla bunun gibi genel evlerin bulunduğu bölgelere bu isimle hitap edilir olmuş. Bu mahallede sayısız genelev mevcut. Mahalleyi gezerken genel evlerin ve seks işçilerinin turistik amaçlarla dahi olsa kesinlikle fotoğraflarını çekmek yasak. Bu konuya kesinlikle dikkat edin çünkü sert tepki görebilirsiniz. Buradaki seks işçileri devlet tarafından sigortalı ve yasal olarak çalışıyorlar. Düzenli denetimlerden geçiyorlar. Onları korumak için çalıştıkları odalarda acil durum düğmeleri dahi var. Kurallara uymadığınız durumlarda bu buton ile polislerin olay yerine gelmeleri 1-2 dakika sürüyor. Bunun yanında mahalleyi gezerken mavi ışıklı dükkanlar da görebilirsiniz. Bu mavi ışık, burada çalışan kişinin trans birey olduğu anlamına geliyor. Mahallede bundan başka seks tiyatrosu, seks müzesi sex shop gibi bir çok dükkan mevcut.

5. Dam Meydanı

Amsterdam Kraliyet Sarayı, Yeni Kilise, Madame Tussaud’s ve Ulusal Anıt gibi yapıları içerisinde bulunduran Dam Meydanı, şehrin tarihi ve bir çok etkinliğinin gerçekleştiği meydandır. Meydanda bir çok etkinlik düzenleniyor ve gözde alışveriş mekanları da bu meydanda bulunuyor. Meydanın ortasında bulunan Ulusal Anıt, 1956 yılında 2. Dünya savaşı anısına yaptırılmıştır. Tam karşısında Kraliyet Sarayı, sarayın sağ tarafında da Yeni Kilise bulunmaktadır.

6. Amsterdam Kraliyet Sarayı

Dam Meydanın’da bulunan Amsterdam Kraliyet Sarayı, ilk açıldığında belediye binası olarak yapılmıştır. Zamanla kraliyet sarayına dönüştürülen binada günümüzde Kraliçe ziyaretleri ve resepsiyonlar düzenlenmektedir.

7. Anne Frank Evi

Bu müze ev, 2. Dünya Savaşı sırasında Anne Frank ve ailesinin saklandığı, ve Anne Frank’ın meşhur günlüğünü yazdığı evdir. Günümüzde müzeye dönüştürülmüştür. 2. Dünya savaşı sırasında Anne Frank ve ailesi, Yahudi soykırımından kaçmak için aile dostlarıyla birlikte 2 yıl boyunca bir bodrumda saklanmış. Bu saklanma sırasında Anne Frank, daha sonra kitaba dönüştürülen ve 2. Dünya Savaşı’nın korkunçluğunu ve bir genç kızın bu dönemdeki hissiyatını içten bir şekilde anlattığı günlüğünü tutmuştur. Maalesef saklanarak geçen 2 yılın ardından SS subaylarının saklandığı evi bulmasıyla tüm aile ve onlara yardım eden kişiler toplama kamplarına gönderilmiştir. Yakalanan 8 kişiden sadece Otto Frank(Baba) hayatta kalmayı başarabilmiş, kızının günlüğünü kitap haline getirmiştir. Bu vesileyle de 2. Dünya Savaşı’nın korkunçluğunu gözler önüne seren bir simge haline gelmiştir. Ev 1960 yılında müzeye dönüştürülmüştür.

Anne Frank evinin hemen yanında, Westerkerk Kilisesini görebilirsiniz.

Anne Frank Müzesinin giriş ücreti : 14 €

Westerkerk

8.Amsterdam Müzesi

Bu güzel şehri gördükten sonra, şehrin tarihini ve kültürünü de merak ettiyseniz, Amsterdam Müzesi’nde şehirle alakalı daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz. 1000 yılı aşkın süredir ticaretin ve kültürün merkezi haline gelmiş şehrin tüm özelliklerini bu müzede görebilirsiniz. Müzede çocuklar için de farklı etkinlikler mevcut.

Giriş ücreti : 15 €

9. Çiçek Pazarı

Hollanda bilindiği gibi laleleri ve peynirleri ile meşhur. Bu çiçek pazarında her ikisini de bolca deneyimlemeniz mümkün. Çiçek pazarının içerisinde hem Hollanda’nın meşhur lalelerini görebilir, dilerseniz hediye olarak bir lale soğanı da alabilirsiniz, hem de meşhur peynirlerinden tadabilirsiniz. Benim şehirde en sık gördüğüm peynirci Henry Willig oldu. Neredeyse her ana caddede birden fazla dükkanı var. Dükkana girip harika peynir çeşitlerinden ücretsiz tadabiliyorsunuz. (Biz başta çekinerek yaklaşmıştık ancak ücretsiz bir şekilde tadım yapabiliyorsunuz:)) Özellikle fesleğenli, biberli gibi değişik peynir çeşitlerini mutlaka deneyin. Bunun dışında marketlerde bile ucuz ve oldukça lezzetli peynirlerden alabilirsiniz.

10. Leidse Meydanı

Leidse Meydanı Amsterdam’ın gece hayatı hareketli olan noktalarından biri. Meydanın etrafında ve yakınlarında bir çok bar ve restorant bulmak mümkün. Meydanda sokak sanatçılarının performanslarını dinlemek, ve Amsterdam Tiyatro Binasını görmek için kısa bir mola verebilirsiniz.

11. Müze Alanı (MuseumPlatz)

Amsterdam’ın meşhur Iamsterdam yazısını da içinde bulunduran müze alanıdır. Gerçekten büyük bir yeşil alana ve birbirinden değerli eserlerin sergilendiği müzelere sahip. Alanda Rijksmuseum, Van Gogh Museum ve Stedelijk Museum’dur. Bunların yanı sıra pırlanta müzesi gibi irili ufaklı bir çok farklı müzeyi ve bir müze alışveriş noktasını da kapsar. İster bu tarihi müzelerin tadını çıkarın, ister güzel havalarda ortadaki yeşil alanda keyifle vakit geçirip Rijksmuseum’un harika binasını izleyerek dinlenebilirsiniz.

Rijksmuseum

12. Vondelpark

Amsterdam küçük bir şehir olmasına rağmen, gerçekten büyük ve güzel bir çok park bulmak mümkün. Vondelpark da bu parklardan en meşhuru diyebiliriz. Şehrin merkezinde bulunan ve 40 hektardan büyük bir alan kaplayan park yılda 10 milyondan fazla ziyaretçi almaktadır. Özellikle şanslıysanız ve hava güzelse bu park oldukça kalabalık oluyor. Gezerken yorulduğunuzda ya da keyifli vakit geçirmek istediğinizde bu parka uğrayıp gölet kenarında yürüyebilir, bisikletinizle parkın içerisinde gezebilirsiniz.

13. Heineken Experience

Heineken Experience, Heineken firmasının eski fabrika binasını müzeleştirdiği ve insanların hem biranın yolculuğunu görebildiği hem de heineken biralarından tadım yapabildiği müzedir. İçerisinde bira içebileceğiniz ve atıştırmalıkların da olduğu bir bar bölümü de mevcut. Müzeyi gezdikten sonra burada bira keyfi yapabilirsiniz.

14. Rembrandt Meydanı

Rembrandt, Hollanda ve Avrupa sanat tarihinin önemli isimlerinden biridir. Uzunca bir zaman, meydanın yakınındaki bir evde yaşadığından bölgeye ismi verilmiş ve buraya adına bir anıt dikilmiştir. Anıtın önüne, ressamın önemli eseri “Gece Bekçileri”‘ndeki karakterler 3 boyutlu olarak yapılmıştır. Gece Bekçileri eserini de Rijks Müzesi’nde görebilirsiniz. Şehirde meydana çok da uzak olmayan bir Rembrandt Müzesi de var. Sanatçıyı daha yakından tanımak istiyorsanız bir göz atabilirsiniz. Müzeyle ilgili detaylı bilgi için link.

15. Waterloo Meydanı

Bölge adını Waterloo savaşından almış. Opera ve bale binasının da bulunduğu çok güzel bir meydan. Burada bir de bit pazarı bulunmakta. Pazar günleri pazar kapalı, bunun dışında her gün pazarı ziyaret edebilirsiniz. İlginizi çekiyorsa mutlaka görün derim. Waterloo meydanının az ilerisinde Mavi Köprü’yü görebilirsiniz. Köprü gerçekten şehirdeki en güzel köprülerden. Köprüyü görüp üzerinde harika şehir manzaları çekebilirsiniz.

Amsterdam’da Yapılabilecek Şeyler

Tüm bu güzel durakların yanı sıra, Amsterdam’da yapılabilecek bir çok etkinlik de mevcut.

  • Eğer kalış süreniz yeterliyse Amsterdam’a yakın köyleri de ziyaret edebilirsiniz. Edam, Volendam ve Merkel turu düşünebilirsiniz.
  • Bilindiği gibi Amsterdam’da bazı uyuşturucuları kullanmak serbest. Coffee Shop adı verilen mekanlarda bunları alabilir ve içebilirsiniz. Ancak bu ürünleri Amsterdam dışına çıkarmak kesinlikle yasak.
  • Şehrin harika kanallarını, merkez istasyondan ya da şehrin ara kanallarından binilebilen kanal turları ile gezebilirsiniz. Kanal turu ücreti firmadan firmaya değişmekte ancak 15-20€ fiyat aralığında 1 saatlik tura katılmak mümkün. Tur esnasında şehrin harika fotoğraflarını da çekebilirsiniz.

  • Şehrin sokakları ve evleri harika. Ara sokaklara girerek hem harika evleri görebilir, hem kanal manzaralarının tadını çıkarabilirsiniz.
  • Amsterdam’a gelmişken, meşhur yel değirmenlerini görmemek olmaz. Şehrin içinde görebileceğiniz yel değirmeni çok az ancak vaktiniz varsa Amsterdam’a 20-30dk mesafede olan Zaanse Schans bölgesine giderek meşhur yel değirmenlerini görebilir ve kendinizi bir masal ülkesinde gibi hissedebilirsiniz. Bu bölgeye Merkez İstasyondan kalkan tren ya da otobüslerle ulaşmak mümkün. Tren ile 20 dk yolculuktan sonra 15dk yürüyerek bu bölgeye ulaşabiliyorsunuz. Ya da kendi aracınız varsa Amsterdam’dan 15-20dk’lık bir yolculuk ile bu masal şehrini görebilirsiniz.
  • Amsterdam denilince akla gelen en önemli şeylerden biri bisiklet. Şehirde arabadan daha fazla bisiklet mevcut. Siz de şehirde bir bisiklet kiralayarak, yerli halk gibi Amsterdam’ın tadını çıkarabilirsiniz. Bisiklet kiralarken bisiklet kurallarını da öğrenmenizde fayda var zira bisiklet trafik kurallarına uymak büyük önem arz ediyor. Bisikletsiz gezerken de bisiklet yollarına girmemeye özen gösterin. Yoksa bir bisikletlinin size çarpması kaçınılmaz oluyor.
  • Peynir Hollanda için çok önemli bir konumda. Gelmişken buranın meşhur gouda ve edam peynirlerini denemeden dönmeyin derim. Denediğinizde yanınızda geri götürmek için de almak isteyeceksiniz.
  • Eğer şehri gezmekten yorulduysanız, şehirde içecek ve yiyeceğinizi alıp güzel havanın tadını çıkarabileceğiniz çok fazla park var. Bu parklarda vakit geçirebilirsiniz. Ancak dikkat, mangal yakmak sadece belirli parklarda serbest. Parkın girişinde bu bilgilere dikkat etmekte fayda var.

Amsterdam’da görülmesi ve yapılması gerekenler saymakla bitmez. Hem kendisi hem çevresi masal gibi bir şehir. Ben elimden geldiğinde turunuzu planlamanıza ve şehirde gezerken sizi rahat ettirecek bilgileri bu yazıda toplamaya çalıştım. Umarım muhteşem bir tur geçirirsiniz ve tekrar tekrar gitmek istersiniz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Kısa Tur – Edam, Volendam, Marken

Amsterdam’da kalış sürenize göre Amsterdam çevresindeki harika köyleri de görmenizi tavsiye ederim. Amsterdam’dan otobüs ile günübirlik ziyaret edebileceğiniz Edam, Volendam ve Marken’i vaktiniz varsa mutlaka görün. Kendinizi harika bir doğa ve muhteşem Hollanda manzaralarıyla baş başa bulacaksınız. Otobüs biletlerini merkez istasyondan alabilirsiniz. Bu yerleri görmek için binmeniz gereken otobüslere günlük biletler ile binilemiyor. Ayrı bir otobüs bileti alınması gerekli. Bu bölge Waterlands olarak geçiyor, bileti de bu bölgede geçerli olan bilet olarak almak gerekiyor. Bu bilet 10euro ve tüm gün geçerli. İstediğiniz kadar inip binebiliyorsunuz. Her 3 bölgeyi de tek günde görmek mümkün zira oldukça küçük köyler. Özellikle köyler arasında seyahat etmek için önceden otobüs saatlerine bakmanızda fayda var, otobüsler çok sık değil. Gezinizi önceden planlayarak giderseniz her üç köyü de tek günde görebilirsiniz. Otobüsler ile ilgili detaylı bilgi için link, link2.

Bu 3 köy arasından en kalabalığı sanırım Volendam. Öğle yemeğinizi ya da dinlenmenizi bu köye denk getirmenizi tavsiye ederim. Sahilde bir restoranda yemeğinizi yerken deniz manzarasının tadını çıkarabilirsiniz.

Bu turu yaparken, bölgeye yakın Zaanse Schans bölgesini de görmeyi düşünebilirsiniz.Amsterdam’a gelmişken, meşhur yel değirmenlerini görmemek olmaz. Zaanse Schans bölgesine giderek meşhur yel değirmenlerini görebilir ve kendinizi bir masal ülkesinde gibi hissedebilirsiniz. Kendi aracınızla seyahat ediyorsanız bu bölgeye çok yakın bir durak. Kendi aracınız yoksa bu bölgeye tren ile ulaşmak mümkün ancak yaz aylarında hem Edam-Volendam’a uğrayan hem de bu bölgeye uğrayan 817 otobüsleri oluyor. Bu otobüsü kullanarak tüm bölgeleri bir günde gezebilirsiniz ancak bunla ilgili bilgiyi merkez istasyondan alarak binmenizi tavsiye ederim. Her mevsim bu otobüsler olmuyor, bu durumda her iki turu tek bilet ile bir günde yapmanız zor. Bölgeye ulaşımla ilgili detaylı bilgi için link.

Amsterdam Central – De Rijp305
Amsterdam Central – Purmerend306
Amsterdam Central – Hoorn314
Amsterdam Central – Edam316
Amsterdam Noord – Edam301
Amsterdam Noord – Edam312
Amsterdam Noord – Marken315
1. Edam 2.Volendam 3.Marken 4.Zaanse Schanse 5.Amsterdam Centraal

Tüm bölgeleri tek başıma gezemem, hepsini de bir günde görsem ne güzel olur diyorsanız, bu bölgeyi gezdiren turlara da katılabilirsiniz. Örnek bir tur için link. Bu turlarda peynir rotaları gibi farklı aktivitelere de katılabiliyorsunuz. Hem turu ayrı günlerde yapmamak ve vakitten kazanmak hem de kendinizi bir masal dünyasına bırakmak için güzel bir fırsat.

Pasaport ve Vize Alma

İlk defa yurtdışına çıkacaksanız ve henüz pasaport ve vizeniz yoksa, bu süreç çoğu insan için oldukça karışık ve korkutucu bir hal alabiliyor. Aslında talimatları izlediğinizde bu süreç oldukça kolay ve korkutucu bir tarafı yok. Bu yazımda size pasaport ve vize ile ilgili bilmeniz gerekenleri özetlemeye çalışacağım.

PASAPORT BAŞVURUSU

Öncelikle yurtdışına çıkacaksanız pasaportunuzun olması şart. (Kıbrıs burada bir istisna, buraya TC kimliğinizle giriş yapabiliyorsunuz.) Pasaportunuz ile yurtdışına çıkabilmeniz için, dönüş sürenizden en az 3 ay sonrası için pasaportunuzun geçerli olması da bir diğer önemli konu. Yani vizeye başvurmadan önce pasaportunuz olması gerekli. Eğer pasaportunuz dönüş zamanınızdan sonra 3 ay daha devam etmiyorsa, yeni bir pasaport alarak vizeye başvurmanız gerekmekte. Peki pasaporta nasıl başvuracağız? Çok basit! Pasaport başvurusu için gerekli belgeler, vize için gerekenlerden çok daha az.

  • Nufüs cüzdanı (ya da TC Kimlik Kartı)
  • 1 adet biyometrik fotoğraf (Pasaporta uygun olarak çektirilmesi gerekiyor, herhangi bir vesikalık fotoğraf olmamalı)
  • Harç ücreti (Anlaşmalı bankalara ya da PTT’ye yatırıp dekont götürebilirsiniz)
  • Varsa daha önce alınmış ve iptal edilmemiş pasaportlarınız

Bu belgeleri hazırladıktan sonra E-Devlet üzerinden randevu almanız gerekiyor. E-devlet sistemine giriş yaparak “Pasaport Başvuru Randevusu” yazarak randevu sistemine ulaşabilirsiniz. Pasaport işlemleri İlçe Nüfus müdürlüğünden yapılmakta. Sistem üzerinden size uygun il ve ilçelerde uygun randevu tarihlerini görebilir ve randevunuzu oluşturabilirsiniz. E-devlet sistemine erişiminiz yoksa 199 numaralı telefondan da randevunuzu oluşturabilirsiniz. Randevuya gitmeden önce yukarıdaki evrakların hepsini eksiksiz olarak hazırlamalısınız yoksa başvurunuz alınmayacaktır.

***Pasaporta başvurmadan önce internet üzerinden gerekli evrakları ve harç ücretlerini sorgulamanızda fayda var. Bu belgeler ve ücretler yıl içerisinde değişebilmekte. Randevu alırken de gerekli evrakları sorabilirsiniz.

VİZE BAŞVURUSU

Pasaportumuz hazır, gelelim vize işlemlerine. Vize, pasaportunuza işlenen ve aldığınız ülkeye, vize üzerinde belirtilen tarihler arasında belirtilen sürelerde giriş-çıkış yapabilmenizi sağlayan evrak. Vize başvurusunda pasaportunuzu da teslim ettiğiniz için, vizeniz pasaportun üzerine işlenmekte. Vizede dikkat edilmesi gereken konu, başlangıç ve bitiş tarihleri, kalış yapabileceğiniz süre ve giriş çıkış sayısıdır. (Örneğin vizeyi teslim aldığınız tarihte vizeniz başlamaz. Vize üzerinde vizenin geçerlilik tarihi, bu tarih arasında ilgili ülke/ülkelerde kalabileceğiniz maksimum gün sayısı ve Single Multi olarak geçen giriş çıkış yapma sayınızı görebilirsiniz. Vizeniz single işaretiyle geldiyse, 6 aylık vizeniz olsa dahi ilgili ülkelere sadece 1 kez giriş ve 1 kez çıkış yapabilirsiniz. Multi işareti varsa, ilgili tarihler ve günler şartına sadık kalmak koşuluyla istediğiniz sayıda giriş çıkış yapabilirsiniz demektir.)

Evraklarla ilgili Öncelikle şunu belirtmekte fayda var, her ülkenin vize şartları ve gerekli evrakları, vize veriliş süreleri ve başvuru şirketleri farklılık göstermekte. Ama aşamalar oldukça benzer. Ben size yardımcı olmak adına Avrupa’dan bir örnek ile aktaracağım. Sürecin hiç de anlatıldığı kadar korkunç ve redlerle dolu bir süreç olmadığını görebilirsiniz. Siz başvuracağınız ülkenin istediği evrakları vize başvurusundan önce mutlaka kontrol edin. Vize alımında bence tek ve en önemli nokta, doğru bilgileri sunmak. Vize başvurusunda, red alma korkusuyla doğru olmayan bilgileri sunduğunuz takdirde red alma olasılığınız çok daha yüksek. Bu sebeple ne olursa olsun doğru ve tam evrak sunduğunuz sürece red alma olasılığınız oldukça düşüyor. İkinci en önemli nokta da başvuracağınız ülkenin istediği evrakları tam olarak götürmeniz. Ne var canım liste işte hazırlayıp götüreceğiz diye düşünmeyin, en az 3 başvuruda 1 eksik evrak yüzünden tekrar başvuru yapmak gerekiyor 🙂 Evrak listesini ve listenin içinde bulunması gereken bilgileri detaylarıyla okumanızda fayda var.

Vize başvurularımızı, VFS, Kosmos gibi aracı kurumlar aracılığıyla yapıyoruz. Siz ben bu evraklarla uğraşamam, hiç de beceremem diyorsanız, başvuru yapmak için aracı kurumlar da mevcut. Buralardan hizmet alarak bu şirketler aracılığıyla başvurunuzu yapabilirsiniz. Eğer bu şekilde başvuru yapacaksanız, yazının devamını okumanıza gerek yok :). Ben vize başvurumu kendim yaparım diyorsanız işte adımlar.

İlk olarak gitmek istediğiniz ülkenin başvuru kabul eden aracı kurumunu belirlemelisiniz. Örneğin Fransa,Hollanda vize başvuruları VFS Global, Yunanistan vize başvuruları Kosmos, Almanya/İtalya iData üzerinden yapılıyor. Hem başvuru için gerekli belgeleri, hem randevu alma işlemlerini hem de başvuru takibini bu şirketlerin internet sitelerinden kolayca yapabilirsiniz. Vize başvurusu yapacağınız zaman önünüze farklı vize tipleri gelecektir. Ben bu yazıda turistik vizeden bahsedeceğim. (Yani kısa süreli ve özel bir amacı olmayan, tatil için yapacağımız ziyaretleri kapsayan vizedir. Eğitim ya da çalışma vizelerinde şartlar ve süreçler çok daha farklı) Tatiliniz boyunca birden fazla ülkeye giriş çıkış yapacaksanız, bu ülkelerin hepsi için geçerli vizeniz olmalı. Avrupa içinde Schengen üyesi ülkelerde gezecekseniz Schengen vizesi almanız yeterli, bu ülkeler arasında tek vize ile gezebilirsiniz. Ancak vizenizi, en uzun kalacağınız ülkeye başvurarak almanız gerekiyor. (Genel olarak “giriş yapılan ülkenin vizesi alınmalı” gibi yanlış bir bilgi var, giriş yapılan değil en uzun süre kalınacak ülkeden vize başvurusunda bulunmanız gerekli. Giriş yaptığınız ülkede bu durumu kalış sürelerinizle Vize Kontrol Noktasında izah edebiliyorsunuz.)

İnternet sitesi üzerinden, gitmek istediğiniz ülke için, gerekli evrakları bir liste haline getirin ve bunları tamamladıkça işaretleyin. Bu şekilde eksiksiz şekilde evraklarınızı teslim etmeniz daha kolay olacaktır ve unutulan ya da eksik bir evrağınız olma ihtimalini düşürebilirsiniz. Aşağıda Schengen vizesi için gerekli belgeleri bulabilirsiniz.

  • Geçerli pasaport (son 10 yıl içerisinde alınmış, en az 2 sayfası boş, Schengen alanını terk etmeyi düşündüğünüz tarihten itibaren en az 90 gün daha geçerli olan)
  • 1 Adet biyometrik fotoğraf (normal bir vesikalık değil, vize için ülkenin şartlarına uygun olarak çekilmiş olmalı.)
  • Nufüs cüzdanı fotokopisi
  • Tam vukuatlı nüfus kayıt örneği (e devlet’ten barkodlu).
  • Eksiksiz doldurulmuş ve imzalanmış Schengen Vizesi başvuru formu. (İnternet sitesi üzerinden indirilebiliyor. Bunu doldurup teslim ediyorsunuz)
  • Eğer seyahatinizle ilgili açıklama yapmanız gereken noktalar varsa bir başvuru dilekçesi ekleyebilir, seyahatinizin amacı, nerelerde ne kadar süre ile kalacağınızı açıklayabilirsiniz.
  • Pasaportun işlenmiş tüm sayfalarının fotokopileri, var ise eski pasaportun tüm işlenmiş sayfalar fotokopi (4A kağıdında olmalıdır).
  • En az 1 aylık seyahat süresini kapsayan, teminat limiti en az 30.000 Euro olan ve Schengen ülkelerinde geçerli seyahat sağlık sigortası. (Bu maddeyi bankalardan kolaylıkla yapabiliyorsunuz. Hatta ben son vizemde mobil uygulama üzerinden sigortamı yaptırıp, banka şubesinde sadece kaşe ve imza yaptırdım. Oldukça kolay, ücreti en son 11 euro idi.)
  • Banka hesap dokümü (Burada hesapta bulunan para ile ilgili gene çok asılsız iddalar var. Ben hiçbir zaman çok yüklü miktarlarda para göstermedim ancak hiç red almadım. Burada önemli olan başvuracağınız ülkenin günlük tutarı karşılığında kalacağınız süre için yeterli para olması (Yani ülke günlük 50 euro bulundurmanızı bekliyorsa ve 1 hafta tatil yapacaksanız en az 350 euro bulunan bir hesap olmalı. Döküm başvuru tarihinizden en fazla 7 gün önce alınmış olmalı. Çok eski dökümler kabul edilmiyor. Dökümü gene banka şubesinden almalısınız. Ülkenin beklediği minimum bir tutar varsa bu da başvuru formlarında belirtiliyor, dikkat etmenizde fayda var.)

Seyahat ile İlgili Belgeler

  • Ulaşım belgeleri (Uçak ile seyahat edilecekse gidiş dönüş uçak bilgileri, otobüs ya da vapur ile edilecekse ilgili belgeler ibraz edilmeli. Burada ulaşım biletini satın almayıp rezervasyon ile gösterenler var ancak hem gidiş hem dönüşü satın almış olmanız daha iyi olacaktır. Eğer ülkeler arası seyahatleriniz de olacaksa bu seyahatlerin ulaşım bilgilerini de eklemeniz gerekiyor.)
  • Tur ile gidecekseniz tur bilgilerini ekleyebilirsiniz.
  • Özel araba ile gidecekseniz, Ruhsat fotokopisi ve fotokopi üzerine ruhsat sahibinin seyahat planını açıklayan yazısı ve aracı kullanacak kişiye ait uluslararası ehliyet fotokopisi. (Araç başvuru sahibine ait değilse; kişinin aracı kullanabileceğine dair noter onaylı vekaletname sunulmalıdır.) Araca ait yeşil sigorta talep edilebilir. Yeni ehliyetler artık uluslar arası kullanılabiliyor. Kiralık araç ile yurtdışına çıkmak maalesef mümkün değil.
  • Otel rezervasyonları (Booking.com sitesinden çıktı olarak indirip eklenebiliyor, farklı sitelerden de benzer şekilde çıktıları alıp eklemeniz yeterli. Birden fazla kişi gidecekseniz, rezervasyonda kalacakların hepsinin adının geçmesi önemli. Sadece rezervasyonu yapanın adı olursa, diğer kişi rezervasyonda görünmediğinden vize başvurusunda sorun çıkabiliyor.)

Mesleki Belgeler

Vize başvurusunda mesleklere göre farklı mesleki belgeler istenmekte. Mesleğinize göre kontrol etmenizde fayda var. Maaşlı çalışanlar için aşağıdaki gibi

  • Şirketin antetli kağıdına yazılmış, kişinin pozisyonu, işe giriş tarihi, maaşı izinli olduğu süre ve döndüğünde işe devam edeceğini belirten mektup. (Şirketinizden isteyebiliyorsunuz.)
  • 3 aylık maaş bordrosu (Başvurudan 1 hafta önce almanızda fayda var, çok eskiler kabul edilmiyor.)
  • Çalıştığı iş yerinin güncel Ticaret Odası Kaydı, Sicil Gazetesi Kopyası, Vergi Levhası, İmza Sirküleri, Faaliyet Belgesi (Bütün işyeri evraklarının son 6 ay içinde alınmış olması gerekmektedir.) 

***Gideceğiniz ülkenin istediği belgeler bundan fazla ya da az olabilir, lütfen gideceğiniz ülkenin istediği belgeleri, başvurudan önce tekrar inceleyin.

Bu belgeleri eksiksiz olarak hazırladıktan sonra, ilgili şirketin internet sitesi üzerinden ya da telefon ile randevu oluşturmanız gerekmekte. Randevu gün ve saatinde başvuru merkezinde olmanız ve evrakları teslim etmeniz gerekiyor. Eğer ilk defa vize alacaksanız, parmak izi alımı bu başvuru sürecinde yapılıyor ve zorunlu bir adım. Eğer parmak iziniz daha önce alındıysa, evrakları artık sizin yerinize başkası da teslim edebiliyor. Sizin bir vekaletname vermeniz yeterli. Evrak tesliminde, başvuru merkezine vize ücretini nakit ve euro olarak vezneye ödenemeniz gerekiyor. Bunları yaptıktan sonra size bir takip numarası veriliyor ve 21 iş günü içerisinde vize alıp almadığınızla ilgili dönüş yapılıyor. (Yoğun dönemler dışında vize başvurusunun sonuçlanması genelde 1 hafta içerisinde oluyor. Ancak yasal süre 21 gün olduğundan, seyahatinizden en az 21 iş günü önce vize başvurunuzu yapmanızda fayda var. Eğer vize alamazsanız ya da seyahatinize kadar vizeniz çıkmazsa seyahatinizi iptal etmeniz gerekir ve vize başvuru ücreti de iade edilmiyor.)

Pasaport ve vizenizi teslim almaya size başvuruda verilen belge ile gitmeniz gerekiyor. Artık şirketlerin eve teslim hizmetleri de var. Kendim alacağım olarak seçtiyseniz, başvuruyu yapan kişi teslim alması gerekiyor, farklı bir kişi teslim alamıyor. Bir diğer önemli nokta, başvuru merkezinin pasaport teslim saatlerine dikkat etmeniz. Merkezin açık olduğu her saatte pasaport teslimi yapılmıyor. Teslim almaya gitmeden önce pasaport teslim saatlerini kontrol etmenizde fayda var.

Bu yazıda hangi ülke daha kolay vize verir, en uzun vize süresi veren ülkeler, vize teslim süresi en kısa ülkeler gibi çok tartışmalı konulara hiç değinmedim çünkü bu konuda geçerli bilgi yok. Ülkelerin vize başvuru şartlarını sağlayan kişiler konsolosluk tarafından değerlendiriliyor. Her ülke kendi değerlendirme sürecinde kişileri ayrı ayrı değerlendiriyor ve uygun gördüğü vize süresini bu işlemler sonucunda veriyor. Bu sebeple internette ya da başvuru merkezi önlerinde gördüğünüz %100 vize alma, 1 günde vize alma gibi işlem yapanlara itimat etmeyin. Böyle bir garantiyi kimse veremez. Aracı şirketler sadece yukarıda bahsedilen belgeleri eksiksiz hazırlamanıza yardımcı olabilir ve sizin adınıza başvuru yapabilir ancak vize almanızı garanti edemez.(İşsiz olarak uzun süre vize alan ve maaşlı çalışan olarak vize alamayan örnekleri gördüm bu yüzden vize almak için aranılan şartları inanının ben de bilmiyorum:) Sanıyorum yazının başında da bahsettiğim gibi doğru ve eksiksiz evrakları teslim edip, döneceğinizi garanti edebilmek önemli bir etken) Bu sebeple vize işlemlerinizi kolaylaştırmak adına güvendiğiniz firmaları ya da gideceğiniz tur şirketlerini aracı olarak seçebilirsiniz ancak garanti vize almak için sizden para isteyenlere güvenmeyin.

İşte hepsi bu kadar. Artık pasaport ve vizemiz hazır ve hayalimizdeki tatile çıkmaya hazırız! Umarım en uzun vizelere en kısa sürede alırsınız ve hayalinizdeki tatili doyasıya yaşarsınız. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere hoşçakalın.

Sultanahmet Turu

İstanbul’un gözbebeği, Sultanahmet’teyiz. Şehrin en gözde tarihi ve turistik mekanlarının bulunduğu semtte harika bir tura çıkmaya hazır mısınız? İster İstanbul’un yerlilerinden olun, ister İstanbul’un keyfini çıkarmaya gelmiş Sultanahmet’in büyülü tarihi ve harika mimarisiyle başınız dönecek! Sultanahmet’e gelip görmeden dönmemeniz gereken yerlerin listesini bu yazımızda derledik. O halde başlayalım..

Sultanahmet’te gezilecek yerleri aşağıdaki haritada özetledik. Elbette burası bir yazıya sığmayacak kadar büyük ve her köşesinde tarih var. Şunu da belirtmekte gerekir ki, müzelerin hepsini hakkıyla gezmek istiyorsanız, bu geziyi ikiye bölmenizde fayda var. Sadece Topkapı Sarayı’nı gezmek, gününüzün yarısını alacaktır. Ama sadece ziyaret edip fotoğraf çekecek kadar vaktiniz varsa, tüm yerleri bir günde görmeniz mümkün.

Öncelikle Sultanahmet’e nasıl gidileceği ile başlayalım. Bizim turumuzun ilk durağı Topkapı Sarayı olduğundan, buraya nasıl gidilir ondan bahsedelim. Toplu taşıma kullanacaksanız, buraya en rahat gidiş yolu tramvay. Kabataş-Bağcılar tramvay hattının(T1) Sultanahmet durağında inerseniz ilk duraklarımızın hemen ortasında inmiş olacaksınız. Toplu taşıma ile ilgili daha fazla öğrenmek istediğiniz varsa İstanbul’da Ulaşım yazımıza göz atabilirsiniz. Eğer aracınız varsa ya da araç kiraladıysanız, Sultanahmet meydanında yol üzeri park yeri bulmak pek mümkün değil. Ancak burada çokça otopark ve İspark mevcut. Yalnız dikkat edin, kalabalık gün ve saatlerde meydana yakın otoparklarda yer bulmak pek mümkün değil.

1 Topkapı Sarayı

Osmanlı Devleti’nin yönetim ve saray halkına 400 yıla yakın süre ev sahipliği yapmış olan saray, 80.000m2’lik alanda yer almaktadır. Bu büyüklüğüne rağmen, ilk yapıldığı ve kullanıldığı zamanlarda bundan çok daha büyük bir alanı kaplamaktaydı. Sarayın girişindeki muhteşem kapısı ve göz alıcı avlularıyla, İstanbul’un en çok ziyaret edilen turistik noktalarından biridir.

Sarayın içerisinde, avlular, bahçeler, kapılar ve mutfak bölümü bulunmaktadır. Her biri ziyarete açıktır. Sarayın müze olarak kullanılmaya başlanması Osmanlı zamanına kadar uzanmaktadır. Saray halkının Dolmabahçe Sarayına taşınmasıyla, Topkapı Saray’ı yabancı büyükelçiler geldiğinde hazinelerin gösterildiği bir yer olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bugün de sarayın odalarında, Kaşıkçı Elması’nın da bulunduğu hazine sergileri yapılmaktadır.

Sarayın en gözde bölümlerinden biri Harem dairesi. Dizilerde de görmeye alıştığımız bu bölümde sultan ve ailesi yaşamaktaydı. Sarayın bu bölümüne giriş için ekstra bilet alınması gerekiyor. Topkapı Sarayı’na giriş için alınan bilet ile bu bölüm gezilemiyor. Aynı zamanda Müze Kart da bu bölümde geçerli değil. 😦 (Aya İrini Kilisesi için de aynı şeyler geçerli)

Sarayın tamamını gezmek neredeyse yarım gününüzü alacaktır. acıkırsanız sarayın içerisinde bir restoran ve kafe de mevcut. Sarayın girişindeki 3. Ahmet çeşmesine de bakmadan saraydan çıkmayın derim.

Topkapı Sarayı -> Tam : 100 TL, İndirimli : 50 TL

Harem Dairesi -> Tam : 70 TL, İndirimli: 35 TL

2. Aya İrini Kilisesi

Aya İrini Kilisesi İstanbul’un hem ilk kilisesi hem de ilk müzesi ünvanını taşımaktadır. Kilise’nin tamamlanma tarihi tam olarak bilinmese de Roma döneminde 4. yüzyılda yapılmıştır. Yapıldığı dönemden sonra yangın ve depremlerle hasar görmüş ve yeniden yapılmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethiyle  Topkapı Sarayı içerisinde kalmıştır. Mimari olarak pek restorasyon ve değişiklik geçirmemiştir. 

Osmanlı döneminde bir dönem silahların tutulduğu bir ambar olarak kullanılmıştır. Bu silahlar zamanla antika haline gelince Sultan Abdülmecit’in emriyle burası müzeye dönüştürülmüştür. 

Bilmekte fayda var: Müzede zaman zaman restorasyonlar yapılabiliyor ve bu bölümler ziyarete kapalı olabiliyor. Müze salı günleri hariç her gün hizmet vermekte. Müze kart maalesef geçerli değil. Giriş ücreti 60TL.

3. Ayasofya Camii

532-637 yılları arasında, Roma İmparatoru I. Justinianus tarafından inşaa ettirilen kilise, 1453 yılında Fatih’in İstanbul’u fethi ile Camii’ye dönüştürülmüştür. 1934 yılında kararname ile müzeye çevrilmiş, 2020 yılında müze statüsünden çıkarılmasıyla günümüzde camii olarak hizmet vermeye başlamıştır. 

Günümüzde ayakta olan yapı, 3. Ayasofya’dır. İlk 2 ayasofya yangın, ayaklanma ve depremlerde yıkılmış, 532 yılında I. Justinianus eski Ayasofya’lardan daha görkemli ve büyük bir Ayasofya inşaa ettirilmesi emri vermiştir. Osmanlı döneminde cinahiç tahrip edilmemiş, aksine yapılan eklemelerle daha görkemli hale getirilmiştir. İnsan figürlü mozaikler sökülmemiş, sadece üzeri ince bir sıva ile kapatılmıştır. Günümüzde bu sıvaların bir kısmı kaldırılarak, bu mozaikler yeniden gün ışığına kavuşmuştur.

Ayasofya içindeki binlerce güzel eseri, mozaiği ve görkemli kapıları anlatmaya kalkarsak bu yazı bitmez, bu sebeple binayı gezerken girişteki sesli anlatımlardan almanız iyi olacaktır. Ancak içeride herkesin ilgisini çeken bir sütun var. Ağlayan sütun ya da dilek sütunu olarak geçen bu yapıya göz atmadan çıkmayın derim. Efsaneye göre, I. Justinianus bu sütunu Meryem Ana’nın evinden getirmiş. Meryem Ana Hz. İsa’nın işkence gördüğünü duyunca bu sütuna yaslanarak ağlamış ve gözyaşları sütunda bu oyuğu açmış. Dileği olanlar bu deliğe baş parmağını sokarak çevirdiğinde dilekleri gerçek oluyormuş. Bir başka inanca göre Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra bu deliğe parmağını sokarak camii’nin yönünü değiştirmiş. Siz hiçbirine inanmasanız dahi en azından bu sütunu görüp dileğinizi dileyebilirsiniz.:)

***Eskiden, müze olarak hizmet verdiği dönemde, girişi ücretliyken, günümüzde camii olarak kullanıldığından herhangi bir giriş ücreti bulunmamakta. 

4. Sultanahmet Meydanı

Ayasofya’dan çıktıktan sonra önünüzde kalan büyük yeşil alan Sultanahmet Meydanı olarak geçmekte. Meydan gerçekten büyük, bu maddede Ayasofya ile Sultan Ahmet Camii arasında kalan parktan bahsediyoruz, 6. maddede ise Hipodrom olarak geçen kısımdan ayrıca bahsedeceğiz. Ayasofyadan çıktıktan sonra solunuzda Hürrem Sultan Hamamı’nı görebilirsiniz. Buradaki çay bahçelerinden bir çay alıp bankta binanın güzelliğini izleyebilirsiniz. İleride Sultanahmet Camii’ni ve Sultan Ahmet Türbesini görebilirsiniz.

5. Sultan Ahmet Camii

Sultanahmet Meydanını tüm ihtişamı ve görkemiyle dolduran bu camii, Osmanlı sınırlarında bulunan ilk ve tek 6 minareli camii olarak geçmektedir. Sultan 1. Ahmet tarafından temeli atılan camii, döneminde çok eleştirilmiş. Çünkü Sultan Ahmet Camii dışında 6 minaresi bulunan tek camii Kabe’deymiş. 1609-1612 yıllarında inşaa edilen camii, içinde muhteşem güzellikte çiniler barındırmakta. İçindeki mavi çinler dolayısıyla yabancıların Blue Mosque olarak biliniyor. Bahçesini ve içini görmeden dönmemeniz gereken Osmanlı Dönemi’nin en güzel camilerinden.  

6. Theodosius Dikilitaşı – Yılanlı Sütun

Bu meydan Roma döneminde hipodrom, Osmanlı döneminde at meydanı olarak kullanılmış. Meydanda Mısır’dan getirilmiş gerçek bir Obelisk var. Theodosius Dikilitaşı olarak bilinen sütun yaklaşık 25-30 metre ve M.Ö. 1500 yılına adresleniyor. Yanında Yılanlı Sütun ve Örme Sütun’u görebilirsiniz. Hipodromun sol tarafında Türk ve İslam Eserleri müzesini ziyaret edebilirsiniz.

7. Yere Batan Sarnıcı

İstanbul’da bence en ilgi çekici ve en güzel tarihi mekan burasıdır. Diğer tarihi mekanlardan gerek konumu (yerin altında bulunmaktadır) gerek atmosferi dolayısıyla tamamen ayrılmakta ve görenleri kendisine hayran bırakmaktadır. Roma İmparatoru I. Justinianus tarafından 537-565 tarihlerinde inşaa ettirilen ve dönemin saray ve halkına su temin etmek için kullanılan yapısıdır. Uzunluğu 140 genişliği 70 metre olan yapıda 100.000 ton su saklanabilmektedir. Günümüzde su seviyesi oldukça düşmesine rağmen içerisinde hala su bulunmaktadır. İçinde 9 metre yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. En göz alıcı sütun ise Medusa Başlı Sütun Roma dönemi heykel sanatının şaheserlerindendir. Geçmişte sarnıçta konser, kayık turu gibi etkinlikler yapılsa da günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.

Yerli Ziyaretçi Tam : 15 TL

Yerli Ziyaretçi Öğrenci : 5 TL

Yabancı Ziyaretçi : 30 TL

Müze kart geçerli değildir.

***Yere Batan Sarnıcı’ndan çıktıktan sonra, yolun karşısında yol kenarında Milyon Taşı’nı görmenizi tavsiye ederim. Roma döneminden kalan bu taş, döneminde, bulunduğu noktadan dünyanın diğer büyük kentlerine olan mesafenin gösterilmesi ve bir sıfır noktası olarak kullanılmak üzere yerleştirilmiştir. Eski zamanlarda dört yüzünde ihtişamlı kabartmalar olsa da günümüze maalesef küçük bir kısmı kalabilmiştir.

8. Kapalı Çarşı (Grand Bazaar)

Geldik gezimizin en eğlenceli durağına. Alışverişin kalbi ve dünyanın en büyük ve en eski çarşılarından biri olan Kapalı Çarşı içerisinde yaklaşık 4000 dükkanı barındırmaktadır. Labirent gibi sokakları, çeşit çeşit dükkanlarıyla içinde kaybolabileceğiniz, her köşesinde güzel süprizlerin olduğu bir mekan. Özellikle İstanbul dışından geliyorsanız, hediyelik eşyalarınızı bu çarşıdan alabilirsiniz. İçerisinde halıdan bakıra, hediyelik eşyalardan kumaş, gümüş, altın gibi çeşit çeşit eşyanın satıldığı dükkanlar var. Kuyumcuların yoğunlukta olduğu çarşıda hiçbir şey almayacaksanız dahi, en azından bu güzel çarşının sokaklarında kaybolmanızı tavsiye ederiz.

9. Çemberlitaş Sütunu – Çemberlitaş Hamamı

Çemberlitaş sütunu, I. Konstantin tarafından 330 yıllarında dikilmiştir. Her biri 3 metre çağında 8 sütunun üst üste konulmasıyla oluşmuştur. 

Hamam 1584 yılında Nurbanu Sultan tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Hamam günümüzde aktif olarak kullanılmaktadır. Günün yorgunluğunu atmak ve gerçek bir hamam keyfi yaşamak için hamamı ziyaret edebilirsiniz. Almak istediğiniz hizmete göre ücretler değişmektedir ancak giriş ücreti 175 TL. Hamamın kadın ve erkek bölümleri ayrıdır. Detaylı bilgi için hamamın internet sitesi aşağıdaki gibi.

https://www.cemberlitashamami.com/

10. Cağaloğlu Hamamı

1741 yılında inşaa ettirilen hamam, İstanbul en yeni hamamlarındandır. Günümüzde aktif olarak kullanılan hamamda kadın ve erkek bölümleri ayrıdır. Günün yorgunluğunu kese ve köpük masajıyla üzerinizden atabilir, sultan paketleriyle kendinizi bir Osmanlı sultanı gibi hissedebilirsiniz. 

11. Gülhane Parkı

Geldik turumuzun son durağına. Eskiden Topkapı sarayının bahçesi olan bu park, saray bahçesiyken barındırdığı güller dolayısıla bu adı almış. Uzunca bir süre yıkık ve harap bir şekilde duran park, 2003 yılında restore edilerek bugünkü haline getirildi. İster parkın içerisindeki teknoloji müzesini gezebilir isterseniz bu yoğun ve yorucu turun ardından Gülhane parkında dinlenebilir, çay bahçelerinde birer çay ve kahve içerek günün yorgunluğunu atabilirsiniz. 

Yazının başında da bahsettiğimiz gibi, tarihi yarım ada bir günde gezilecek gibi değil. Her köşesinde ayrı tarih ayrı güzellikler barındırıyor. Tura devam etmek ve daha çok yer görmek isteyenler için aşağıda birkaç yer daha bırakıyorum. Vaktiniz kalırsa bunları da görebilirsiniz. Ayrıca turunuzda acıkırsanız Sultanahmet’te yemek yenebilecek yüzlerce güzel mekandan kendimizce seçtiğimiz birkaç tane de öneri olarak koyuyorum. Eğer hala yorulmadıysanız buradan sonra Eminönü’nü de gezmeyi unutmayın derim. Umarız siz de benim kadar bu tarihi semtin güzelliklerine hayran kalmışsınızdır ve keyifli bir tur geçirmişsinizdir. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere 🙂

Ek olarak gezilebilecek yerler

  • İstanbul Arkeoloji Müzesi

Giriş ücreti : 50 TL ve müze kart geçerlidir

  • Türk ve İslam Eserleri Müzesi

Giriş ücreti : 50 TL ve müze kart geçerlidir

  • Istanbul Büyük Saray Mozaikleri Müzesi

Giriş ücreti : 30 TL ve müze kart geçerlidir

  • İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi (Gülhane Parkı)

Giriş ücreti 18 TL ve müze kart geçerli

Yeme/İçme 

  • Sultanahmet Köftecisi

Bu isimle neredeyse her köşe başında bir restoran mevcut:) Bizim tercihimiz tarihi olandan yana. Aşağıya bir link bırakıyoruz ancak girmeden dikkat, burada kredi kartı geçerli değil.

https://www.tripadvisor.com.tr/Restaurant_Review-g293974-d1228891-Reviews-Sultanahmet_Koftecisi-Istanbul.html

  • Ahırkapı Balıkçısı

https://www.tripadvisor.com.tr/Restaurant_Review-g293974-d1071527-Reviews-Ahirkapi_Balikcisi-Istanbul.html

  • Giritli Restoran

http://www.giritlirestoran.com/iletisim.asp

İstanbul’da Ulaşım

İstanbul dünyadaki en güzel şehirlerden biri olmakla beraber oldukça büyük ve içinde yaşamayan biri için oldukça karmaşık olabiliyor. Bu yazıda sizlere İstanbul’da arabanız olmadan bir yerden bir yere nasıl gidebileceğinizden bahsedeceğim. İstanbul’da toplu taşıma ile nasıl gezilir? İstanbul’da toplu taşımaya nasıl binilir? İstanbul’da hangi toplu taşıma araçları var? sorularının yanıtları bu yazımda.

Öncelikle şunu söyleyelim, İstanbul gerçekten büyük bir şehir. Yüz ölçümü olarak çok büyük olmasa da, içinde yaşayan 20 milyon insan var ve bu insanlar çoğunlukla dışarıda. Toplu taşıma kullanmayı düşünüyorsanız öncelikle şunu unutmayın, yakın yer kavramı gerçekten sadece yürüme mesafesiyle sınırlı 🙂 Kilometre olarak çok yakın yerlere gitmek İstanbul’da saatler alabiliyor. Bu yüzden özellikle iş saatlerinde (Sabah 7:00-10:00, akşam 16:00-20:00) mümkün olduğunca trafiğe girmeyin, ya da trafiğin etkilemediği toplu taşıtları tercih edin. İstanbul her saat yaşadığı için günün her saati toplu taşıma aracı bulabilirsiniz.

İkinci önemli konu da İstanbul’un büyüklüğü gibi toplu taşıma araçları da çok çeşitli. Neredeyse her tür toplu ulaşım mevcut. Bir noktaya gidebileceğiniz çok çeşitli araçlar da olabiliyor. Trafiği göz önünde bulundurarak tercihinizi yapmanızda fayda var. Bir yere gitmeden önce google maps üzerinden toplu taşıma ile en hızlı rotaya bakabilirsiniz. Bunun yanı sıra IETT’nin de benzer bir uygulaması var.(Mobil uygulama MOBIETT) Başlangıç ve varış noktalarınızı seçtiğinizde hem kullanmanız gereken ulaşım, hem ücretini görebiliyorsunuz. Ayrıca mobil uygulamada beklediğiniz durak için tahmini taşıt geliş sürelerini, duraktan geçen hat bilgilerini de görebiliyorsunuz. Detaylar için link.

İstanbul’da toplu taşıma araçlarına binmek için İstanbul Kart almanız gerekiyor. İstanbul Kart’ı metro gibi ulaşım araçlarının içindeki bilet-matiklerden ya da İstanbul Kart Satış Noktalarından temin edebilirsiniz. (Otobüs duraklarının yakınlarında göreceğiniz büfeler genellikle İstanbul Kart satışı yapmakta. Bu büfelerin üzerinde kart satışı yaptığına dair tabelaları görebilirsiniz.) Kart ücreti 6 TL, sonrasında dilediğiniz miktarda tutar yükleyip ulaşım araçlarını kullanabilirsiniz. Yükleme noktaları İstanbul’da çok yaygın ancak her durakta yükleme noktası bulamayabilirsiniz ya da gece geç saatlerde noktalar kapanmış olabilir. İstanbulkart mobil uygulamasını indirerek kartınızı tanıttıktan sonra telefonunuz üzerinden yükleme işlemi yapabilir, kalan bakiyenizi görüntüleyebilirsiniz. (Gerçekten büyük rahatlık sağlıyor!) İstanbul Kart’la ilgili detay bilgileri için link. İstanbul Kart ile tek biniş ücreti 3,50 TL(Metrobüs gibi bazı ulaşım araçlarının tarifesi ayrı işlemekte.). Bu ücret 2 saat içinde yapacağınız 1. aktarmada 2,50TL, 2. aktarmada 1,90 TL’ye iniyor. Maalesef metrobüs bu aktarma tarifesinin içinde değil. Bir diğer önemli konu, İstanbul’da toplu taşıma kullanmak istiyorsanız ya İstanbul Kartınızın ya da Elektronik biletinizin olması şart.(Sadece minibüslerde para geçerli) Otobüslerde eskisi gibi muavine para vererek geçiş artık yapılamıyor.

İstanbul Kart’a para vermek istemiyor, sadece tek seferlik kullanım yapmak istiyorsanız, bilet-matik’lerden Elektronik bilet de temin edebilirsiniz. Elektronik biletler, 1-2-3-5-10 geçiş hakkı sunuyor. Fiyat bilgileri için link.

Gelelim İstanbul’da hangi toplu taşıma araçları kullanılıyor ve nereden nereye gidilebiliyor

  1. Metrobüs
  2. Raylı Sistemler (Metro – Tramvay – Teleferik – Füniküler)
  3. Deniz Ulaşımı (Vapur – Motor – IDO)
  4. Otobüs
  5. Minibüs

Metrobüs

İstanbul’da D100 karayolundan geçtiyseniz muhakkak yolun ortasında araç trafiğine kapalı, belli otobüslerin gidip gelebildiği yolu görmüşsünüzdür. İşte o Metrobüs ve İstanbul’un göz bebeği! IETT’ye bağlı çalışan ve Beylikdüzü – Söğütlüçeşme arasında hizmet veren hat, aslında özel tipte otobüslerden oluşuyor ancak araç trafiğine kapalı, kendine ait yolu var. (Sadece Boğaziçi Köprüsü üzerinde araç trafiğine katılıyor.) İstanbul’un en hızlı ulaşım araçlarından biri ve her gün milyonlarca insana hizmet veriyor. Metrobüs’te hizmet veren çeşitli hatlar var. Gitmek istediğiniz durağa göre hat tercihinizi yapmanız, bazen aktarma yapmanız gerekebilir. Tüm durakları ve hatları görebileceğiniz link.

Metrobüs 24 saat hizmet veriyor ancak gece saatlerinde sıklığı 15 dakikada bire kadar düşüyor. Gece seferlerini 34 G hattı yapmakta. Ücretlendirmesi de hattaki durak sayısına göre değişmekte. Metrobüse girişte İstanbul Kart’ınızı okutuyorsunuz ve gidebileceğiniz en uzak durak ücreti (3,85TL) kartınızdan çekiliyor. İndiğiniz durağın çıkışındaki okutma noktalarına kartınızı okuttuğunuzda, gittiğiniz durak sayısına karşılık gelen ücret hesaplanıyor ve çekilen tutardan az olması halinde aradaki fark kartınıza iade ediliyor. Bu yüzden çıkışta kartınızı okutmayı unutmayın. Tarife bilgisi için link.

NOT: İstanbul’da toplu taşımalar arası aktarmalarda 2. binişte normal ücretin yarısı ödenmekte ancak bu durum Metrobüs için geçerli değil. 2. bindiğiniz toplu taşıma Metrobüs ise, normal ücreti ödemeniz gerekiyor.

Özellikle iş saatlerinde hat üzerindeki duraklardan birine gidecekseniz metrobüsü tercih etmenizde fayda var ancak neredeyse günün her saati kalabalık ve oturabilmek için uzun süreler beklemeniz gerekebilir.

Raylı Sistemler (Metro – Tramvay – Teleferik – Füniküler)

Başlıkta bahsedilen 4 ulaşım aracı da Metro İstanbul altında faaliyet gösteriyor ve İstanbul trafiğini büyük ölçüde atlatmanızı sağlıyor. İstanbul’un çoğu atraksiyon merkezine metro ile ulaşmak mümkün. Metro Durak girişlerini “M” tabelalarından bulabilirsiniz. İstanbul’daki çoğu metro yer altında ancak bazı duraklarda yer üzerinde seyahat edebiliyor. (Yenikapı – Hacıosman metrosu Haliç durağında yer üstüne çıkmakta. Yenikapı-Atatürk Havalimanı metrosunun çoğu durağı yer üzerinde) Metroların arasında aktarma yapmak da mümkün ancak metrolar arası aktarmalar ücretsiz değil.

İstanbul’da bulunan Metro, Tramvay, Füniküler ve Teleferik hatlarının detaylarını aşağıdaki haritada görebilirsiniz. Özellikle turistik noktalara ulaşım için (Eminönü, Sultanahmet) Kabataş – Bağcılar Tramvay hattını kullanabilirsiniz.

***Görselde beyaz ile gösterilen hatların inşaatı devam etmektedir.

Maçka – Taşkışla ve Eyüp Pierre Loti teleferikleri de İstanbul’un güzel manzarasının tadını çıkarabileceğiniz ulaşım araçları. Hem duraklar arası hızlı ulaşım hem de muhteşem manzaralar sunuyor.

Deniz Ulaşımı (Vapur Motor IDO)

Hem gideceğiniz yere varmak hem de İstanbul’un harika boğazının tadını çıkarmak için en güzel yol vapur ve motor ulaşımını kullanmak. Hem trafiğe takılmamak, hem boğazın keyfini bir çayla çıkarmak isterseniz bu ulaşım araçlarından birini tercih etmenizi öneririm.

Vapur seferleri İstanbul Şehir Hatları’na bağlı çalışmakta. Klasikleşen sarı-beyaz çizgili bacalı vapurlar bu işletmenin kontrolünde. En sık kullanılan hatları Beşiktaş – Kadıköy ve Kadıköy – Eminönü. Tüm iç hat detayları için link. Şehir hatları işletmelerinin boğaz turu seferleri de var. İstanbul Boğazı’nın tadını doyasıya çıkarmak için bu seferleri kullanabilirsiniz. Şehir hatları vapurları ile Adalar’a da ulaşmak mümkün.

Vapurlara ek olarak deniz ulaşımında en çok tercih edilen yollardan biri de Turyol motorları. Beşiktaş – Kadıköy, Beşiktaş – Üsküdar ve daha birçok hattı bulunan bu taşıtlarla ulaşım vapurlara nazaran daha hızlı olabiliyor. Vapurlar gibi İstanbul Kart’ınızla biniş yapabiliyorsunuz. Şehir hatları vapurlarına göre daha küçük olan bu taşıtların adalar ve dış hat seferleri de mevcut. Detaylı bilgi için link.

IDO (İstanbul Deniz Otobüsleri) İstanbul’daki en hızlı deniz taşıtları olmakla birlikte maalesef iç hat tarife ve seferlerinin sayıları kısıtlı. Ağırlıklı olarak dış hatlara hizmet veren ve hem sadece yolcu hem arabalı vapur seçenekleri olan bu ulaşımı nadirde olsa bulunduğunuz yerden gideceğiniz yere kullanmanız mümkün. Özellikle adalar’a gitmek için en hızlı yol IDO kullanmak. Detaylar için link.

Otobüs

Sıra geldi en çetrefilli ulaşım aracına 🙂 Otobüsler İstanbul’un bel kemiği. Neredeyse her noktadan geçen bir otobüs bulmak mümkün. Otobüs sefer aralıkları da oldukça kısa yani bir noktadan bir noktaya çok beklemeden gitmeniz mümkün. Neredeyse her köşe başında bir otobüs durağı görebilirsiniz ve otobüslere binmek için bu durakları kullanmanız gerekmekte. (Otobüsler aradan yolcu almıyor/indirmiyor) İstanbullu olsanız dahi her noktadan geçen her otobüs numaralarını bilmek gerçekten zor. Bu sebeple eğer ağırlıklı olarak otobüs kullanacaksanız IETT’nin MOBIETT uygulamasını kullanmanız işinizi çok kolaylaştıracaktır. Uygulamada bir noktadan bir noktaya gitmeniz için kullanmanız gereken otobüsler, sefer saatleri gibi bilgileri kolayca bulabilirsiniz. Ayrıca yakınınızdaki duraklardan geçen hatları ve tahmini otobüs geliş sürelerini de takip edebilirsiniz. MOBIETT uygulaması için link.

Otobüslerin yanı sıra az sayıda sefer noktaları olan iki katlı otobüsleri de görebilirsiniz. Bu şekilde çalışan çok fazla hat yok ancak kullanmanız gerekirse üst kattaki en ön sırada yolculuk etmek için önceden sıraya girmeniz gerekebilir 🙂 (202 ve 252 hatları iki katlı otobüsler ile hizmek vermekte)

Minibüs – Dolmuş

Otobüslere alternatif olarak kullanabileceğiniz toplu taşıma minibüsler ve dolmuşlar. Dolmuşlar sarı, minibüsler küçük otobüslere benzeyen araçlar oluyor :). Bu araçlar IETT’ye bağlı çalışmıyor ve otobüslere oranla küçük araçlarla ulaşım sağlanıyor. Belirli hatlarda hizmet vermekte ve otobüsler gibi belirli durakları yok. Yol kenarından binmek istediğinizi belirtmek için el hareketi yaptığınızda taşıta binebiliyorsunuz ve ücreti nakit olarak aracın içerisinde şoföre veriyorsunuz. Bindiğiniz ve ineceğiniz noktaya göre ücretler değişiyor, ücreti bindiğinizde şoföre sormanız gerekiyor. Özellikle Anadolu yakasında ulaşımda büyük rol oynuyorlar çünkü otobüs sayıları diğer yerlere nazan daha az. Minibüslerin kalkış ve varış noktaları üzerlerinde bulunan tabelalarda, başlıca durak bilgileri de yandaki camda yazıyor ancak detaylı hat ve durak bilgilerinin olduğu bulabildiğim en iyi adres bu oldu. Eğer bineceğiniz hattan emin değilseniz binmeden önce şoförden bilgi almanızda fayda var.

Alternatif Ulaşımlar

Bu ulaşımların yanı sıra taksi elbette her noktadan her noktaya gidebileceğiniz araçlardan biri. Özellikle konfor ve yürüme mesafesini kaldırmasından ötürü çokça tercih edilen bir ulaşım aracı. Taksi kullanacaksanız özellikle yoğun saatlerde hızlı taksi bulmak ve kredi kartı ile ödeme gibi seçenekleri olmasından ötürü Bitaksi uygulamasını kullanabilirsiniz. Uygulamaya kaydolup kredi kartı bilgilerinizi girdikten sonra yakınınızdaki taksileri görebilir, taksi çağırabilir ve seyahatinizden önce ortalama tutacak ücreti görebilirsiniz. Uygulama için link.

Türkiye sınırları içerisinde Uber artık kullanılamamakta. Bu sebeple Uber’i İstanbul ulaşımında kullanamıyorsunuz.

Kısa mesafeler için son zamanlarda popülerliği gitgide artan Martı da bir ulaşım aracı olarak kullanılmakta. Sokaklarda gezerken ağaçlara, direklere bağlı yeşil elektrikli scooter’ları görmüşsünüzdür. İşte onlar “Martı”. Martı uygulamasını indirdikten sonra yakınınızda bulunan araçları görebiliyorsunuz. Yanına gidip qr kodu okutarak aracın kilidini açabiliyorsunuz. Martı’nızı kullandıktan sonra yakınızda bulunan güvenli bir noktaya bırakıp kitledikten sonra yolculuğunuzu tamamlamış oluyorsunuz :). Martı’nın açılış ücreti 1,99TL ve her dakika için 0,59TL ödüyorsunuz. Uygulamayı indirmek ve detayları görüntülemek için link.

Toplu ulaşımı kullanmak istemezseniz araç kiralama şirketleri de İstanbul’da bolca bulunmakta. İnternet üzerinden bu şirketleri araştırabilir, fiyat/model tercihlerinize göre araç kiralama yapabilirsiniz. Araç kiralamak istemiyor ancak kısa süreli araç ihtiyacınız varsa Moov yenilikçi bir yaklaşımla ihtiyacınızı karşılayabilir. Saatlik araç kiralama hizmeti veren Moov uygulamasını indirip. yakınınızdaki araçları görebilir, ihtiyacınız olan süre kadar araç kiralama yapabilirsiniz. Moov detaylarıyla ve uygulama için link.

İstanbul Havalimanları Ulaşımı

Son olarak İstanbul’a uçakla geldiyseniz ve havalimanından şehre ulaşmak istiyorsanız otobüs ve havalimanı servislerini kullanabilirsiniz. İstanbul’da iki adet havalimanı bulunmaktadır, Sabiha Gökçen ve İstanbul Havalimanı. Her iki havalimanından da şehre ulaşmak için otobüs seferleri yapılmaktadır, detayları için link. Otobüs kullanmak istemiyosanız, Sabiha Gökçen havalimanından Havabus’lar ile Kadıköy ve Taksim’e ulaşmak mümkün. Kişi başı ücretler 18TL, detaylar için link. İstanbul Havalimanından veya havalimanına seyahat etmek için de benzer şekilde Havaist’leri kullanabilirsiniz. Kişibaşı Taksim ücreti 15TL. Duraklar ve sefer saatleriyle ilgili link.

İstanbul gezinizde size yardımcı olacağını düşündüğüm bütün ulaşım araçlarını yazımda özetlemeye çalıştım. Umarım yardımı olmuştur ve gezinizden keyif alırsınız. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere 🙂

Nerede o eski Beyoğlu?

Burada! Çoğumuz Beyoğlu’nu üniversite ya da lise yıllarında gittiğimiz barları, Nevizade geceleri ya da Çiçek Pasajı ile hatırlarız. Daha eskileri, “Biz Beyoğlu’na giderken takım elbise giyerdik, kalmadı eski Beyoğlu beyefendileri” olarak hatırlar. “Beyoğlu’nu bitirdiler…”, “Kalmadı eski Beyoğlu!” cümleleri her jenerasyon için geçerli olmaya devam ederken, bu yazıda Beyoğlu’nun tarihi ve güzelliklerle dolu sokaklarında bir tura çıkacağız. Beyoğlu’nda nereler gezilir, Taksim’de görülmesi gereken yerler neresidir sorularına bu yazımızda cevap arayacağız. İster yıllardır İstanbul’da yaşayın, ister bir İstanbul turu ayarlıyor olun, kesinlikle Beyoğlu sokakları İstanbul’da görülmeden dönülmemesi gereken noktalardan biri.

Gerçekten de Beyoğlu uzunca bir süre İstanbul’un gece hayatının kalbinin attığı yer olmuştu. Son zamanlarda bu özelliğini eskiye nazaran kaybetse de, kimse Beyoğlu’nun güzelliğinden azaltamıyor. Dört bir tarafında tarih yatan, her binasında, her pasajında ayrı güzellikler olan bir yer Beyoğlu. Gelin bugün birlikte belki de yüzlerce kez gittiğimiz Beyoğlu’na bir de bu gözle bakalım. Umarım siz de bu turdan keyif alır, güzel bir gün geçirirsiniz.

Özellikle İstanbul’da yaşamayanlar için yazıda bahsedeceğimiz noktaların yerlerini google maps üzerinde işaretledik. Toplu taşıma kullanacaklar için ilk durağımız “Hacıosman-Yenikapı” metrosunun “Taksim” durağı olacaktır. İstanbul’un her saat yoğun trafiğini düşünerek rotamızın başlangıcına kesinlikle metro ile gelmenizi öneririm. Bununla beraber Taksim Meydan noktasına “Kabataş-Taksim” fünikülerini kullanarak, ya da otobüsle de ulaşmak mümkün. Geleceğiniz noktaya göre kullanabileceğiniz otobüs bilgileri için link. Rotanın sonunda da, “Hacıosman-Yenikapı” metro hattının “Şişhane” durağını kullanabilirsiniz. Rotamızdaki duraklar yürüyerek görülmeli ancak nostaljik tramvay da binilmeye değer. Dilerseniz rotamızın sonunda taksim meydanına dönmek için nostaljik tramvayı kullanabilir, İstiklal caddesinin tadını tramvay penceresinden izleyerek çıkarabilirsiniz.

  1. Taksim Meydanı
  2. Cumhuriyet Anıtı
  3. Gezi Parkı
  4. Sıraselviler Caddesi
  5. İstiklal Caddesi
  6. Su Taksimi Binası
  7. Ayia Triada Kilisesi
  8. Karakaş Binası
  9. Grand Pera
  10. Atlas Pasajı
  11. Çiçek Pasajı
  12. Üç Horan Ermeni Kilisesi
  13. Avrupa Pasajı
  14. Galatasaray Lisesi
  15. Mısır Apartmanı
  16. Panayia İsodion Kilisesi
  17. St. Antuan Katolik Kilisesi
  18. Pera Palas Otel
  19. Asmalı Mescit
  20. Tünel

1.Taksim Meydanı

Solda: Eski AKM Binası, The Marmara Oteli
Sağda: Yeni Taksim Camii

Osmanlı döneminde, çevre semtlere su dağıtımı yapılması için kurulan su taksimi binasından ötürü bu bölgeye Taksim adı verilmiştir. Günümüzde su deposu, meydanda görülen su fıskiyelerinin arkasında bulunmakta ve müze olarak gezilebilmektedir. Ancak Taksim’in bir meydan haline gelmesi ve kültürel olaylarda yer alması cumhuriyet sonrası dönemde başlamıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra açılan Cumhuriyet Anıtı ve meydanın büyümesiyle Taksim Meydanı, İstanbul’daki kutlamaların merkezi haline gelmiştir. 2013’te başlayan ulaşımın yer altına alınması projesiyle günümüzde meydan sadece yaya girişine açıktır.

Cumhuriyet Anıtı’nın arkasında, yeni Taksim Camii yer almaktadır. Yapımına 2017 yılında başlanan camii’nin 2020 yılı içerisinde ibadete açılması bekleniyor. Camii 2500 kişinin aynı anda namaz kılabileceği kapalı alana ve 3 katlı bir otoparka sahip.

Sırtınızı Taksim Camii’sine verdiğinizde karşınızda Atatürk Kültür Merkezi yer almakta. Konser, tiyatro gibi kültürel etkinliklere ev sahipliği yapan bina 1969 yılında açılmış 2018 yılında yenilenmesi amacıyla yıkılmıştır. Yeni binanın 2021 yılında tamamlanması bekleniyor. AKM binasının sağ tarafında The Marmara oteli görebilirsiniz. AKM binasının sol tarafında ise Gezi Parkı yer almakta.

Binaları ve parkları yanı sıra Taksim meydanı, cumhuriyet tarihindeki neredeyse tüm önemli kutlama ve etkinliklere de ev sahipliği yapmıştır. Son yıllarda meydanda gösteri ve eylemler büyük ölçüde engellense de, yıllardır 1 Mayıs, 29 Ekim ve yılbaşı kutlamaları için İstanbullular Taksim Meydanı’nı tercih etmiştir. Tarihe “Kanlı 1 Mayıs” olarak geçen ve 34 kişinin hayatını kaybettiği 1977 1 mayıs kutlamaları da bu meydanda gerçekleşmiştir.

2. Cumhuriyet Anıtı

Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk’ün isteği üzerine İtalyan sanatçı Pietro Canonica’ya yaptırılan ve Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyet Türkiyesi’ni anlatan anıt heykeldir. 8 Ağustos 1928’de açılışı gerçekleşmiştir. Heykel aslında bir havuzun ortasında yer alacak şekilde dizayn edilmiş, iki tarafında yalaklar yerleştirilmiştir ancak toplanan paranın yeterli gelmemesi üzerine heykel son haline getirilememiş ve günümüzdeki hali ile açılmıştır. 

Anıtın yapılması kararlaştırıldıktan sonra Mimar Sinan üniversitesinde bir yarışma düzenlenir ve yarışmayı kazanan öğrenci devlet bursu ile İtalya’da anıtın yapımında staj yapma hakkını elde edecektir. Yarışmayı Sabiha Ziya kazanır ancak cumhuriyet döneminde dahi 22 yaşında bekar bir kadının yurtdışına staja gönderilmesi çoğu insanda tereddüt yaratır. Tüm engellere rağmen Sabiha Ziya İtalya’da, sanatçı Pietro Canonica’ya heykelin yapımında asistanlık görevine gönderilir ve ilk Mimar Sinan Üniversitesinden mezun ilk kadın heykeltraş olarak tarihe geçer. Anıtın kadın portrelerinde heykeltraşın Sabiha Ziya’dan esinlendiği söylenir.

Anıtın bir yüzünde Mustafa Kemal, arkasında halk ve askerler ile tasvir edilmiş ve milli mücadele anlatılmıştır. Diğer yüzünde ise Mustafa Kemal Atatürk, Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü halk ve askerlerle tasvir edilmiş, Cumhuriyetin kuruluşu anlatılmıştır. Gene anıtın bu yüzünde yer alan Rus generaller, Kurtuluş savaşında verilen Sovyet desteğine minnet amaçlı eklenmiştir. Anıt’ın doğu cephesinde yüzü peçeli ve mutsuz bir kadın, batı cephesinde ise Cumhuriyet dönemi kadınını simgeleyen mutlu bir kadın portresi yer almaktadır. 

3. Gezi Parkı

Taksim meydanının sol tarafında yer alan park, yemyeşil ağaçları, çay bahçeleri ve süs havuzlarıyla rotanızın başında soluklanmak için ideal bir nokta. Park aynı zamanda 2013 yılında gerçekleşen Gezi Parkı Olaylarının odak noktası olmuştu. Olaylar, alınan kararla Gezi Parkı’nın yıkılıp yerine topçu kışlası inşaa edilmesiyle ilgili karara karşı çıkan çevreci grupların parkta yaptığı protestolarla başlamış, polisin protestolara olan sert müdahalesi sonucu artan tepkilerle protestolar tüm Türkiye’ye yayılmıştır. Protestolara gelen destek gün geçtikçe artmış, polisin müdahaleleri de sertleşmeye devam etmiştir. Olaylar bittiğinde onlarca kişi hayatını kaybetmiş, binlerce kişi yaralanmıştır. Olaylar hem Türkiye’de hem dünyada büyük yankı uyandırmıştır.

4. Sıraselviler Caddesi

Taksim meydanında şimdi de sırtımızı AKM binasına verdiğimizde karşımıza iki güzel cadde geliyor, İstiklal ve Sıraselviler caddeleri. Solda kalan Sıraselviler caddesi Taksim Meydanı’ndan Firüzağa Camii’ne kadar uzanmakta ve üzerinde çok güzel kafeler, restoranlar ve alışveriş dükkanları bulunmaktadır. Eğer acıktıysanız, caddenin başında bulunan büfelerden, Beyoğlu’nun sokak lezzetlerinin tadını çıkarabilirsiniz. Özellikle ıslak hamburger bu durakların yemeden dönmemeniz gereken lezzetlerinden.

5. İstiklal Caddesi

Taksim Meydanı’ndan Tünel’e kadar uzanan 1400 metrelik cadde, İstanbul’un en gözde caddelerinden biridir. Tarihi 1800’lere dayanan caddenin orta noktası Galatasaray Lisesinin önünde bulunan 50. Yıl Anıtı kabul edilir. Nostaljik tramvayı, sayısız güzel binayı ve tarihi eseri bünyesinde barındıran cadde, yıllardır İstanbulluların gözde caddesi olmuştur. 

Cadde, hem turistlerin hem yerlilerin uğrak noktası olmuş, sayısız alışveriş mağazası, bar, restoran ve sokak lezzetine ev sahipliği yapmaktadır. Nargile kafeler, rock barlar, meyhaneler, fasıl mekanları, şık restoranlar gibi çok geniş bir yelpazeye sahiptir ve her kesimden insan kendine hitap eden bir mekan bulabilir. Son zamanlarda popülerleşmesiyle caddede onlarca farklı kahve dükkanı açılmıştır. Caddede, sabaha karşı geç saatlerde bile, gündüz kalabalığını aratmayan bir kalabalıkla karşılaşmanız çok olasıdır ve İstanbul’un kozmopolit yapısının doyasıya tadını çıkarabilirsiniz.

6. Su Taksimi Binası

İstiklal Caddesinin başlangıcında yer alan bina, Osmanlı döneminde bölgede artan yerleşimden ötürü başlayan su sorununu çözmek amacıyla 1731 yılında yapılmıştır. 3. Ahmet döneminde yapımı başlayan bina, 1. Mahmud döneminde açılmıştır. Belgrad ormanlarından bentler ile getirilen suyun taksimi (dağıtımı) bu binadan yapılmaktaymış. Taksim semtinin ismi de bu binadan gelmektedir. Taksim binası ve su deposundan oluşmaktadır. Günümüzde İstanbul Belediyesinin iletişim binası olarak kullanılmaktadır. İçerisi gezilebilmektedir ve giriş ücretsizdir.

7. Ayia Triada Kilisesi

İstiklal caddesinden aşağı inerken ilk solda kalan sokağın içinde bulunan Neo-Barok tarzı inşa edilmiş Rum Ortodoks kilisesinin inşaatı 1880 yılında tamamlanmıştır. Giriş kapısının üzerinde bulunan yuvarlak süslemeleri, binanın iki yanında bulunan estetik kuleleri ve Muhteşem güzellikte bir bahçesi bulunmaktadır.

8. Karakaş Binası

Ragıp Paşa Binası olarak geçen bu muazzam apartman, 1900 yılında dönemin zengin paşalarından olan Ragıp paşa tarafından Mimar Aram Karakaş’a yaptırılmıştır. Kafanızı kaldırıp bu 5 katlı binayı izleyin.. Her detayında ayrı güzellik olan binanın en dikkat çeken özelliği, her katında bulunan penceler birbirinden farklı ve güzel.

9. Grand Pera

Cercle d’Orient, (Serkildoryan) binası, İstiklal caddesinin en görkemli binalarından biridir ve Osmanlı devlet adamı Abraham Paşa tarafından konut olarak yaptırılmıştır. Daha sonraları adını da aldığı Büyük Kulüp’e (Cercle d’Orient) ev sahipliği yapmış kulübün taşınmasıyla ve geçirdiği hasarlarla yıllar içerisinde harabe halini almıştır. İstanbullular tarafından çokça tartışma yaratan bir projeyle, Emek Sineması’nı da kapsayan bir yenilenme süreci geçirmiştir. Günümüzde, konser alanı, Yeni Emek Sineması ve kafeler bulunan bir kompleks haline gelmiştir.

10. Atlas Pasajı

Günümüzde giyim ve süs eşyaları satan dükkanların bulunduğu pasaj, Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılmıştır. 1950’li yıllarda sinema olarak kullanılan pasajda hala faaliyet gösteren bir sinema da mevcut.

11. Çiçek Pasajı 

1870 Büyük Beyoğlu yangını sonrası zengin bir bankacı tarafından alınan arsaya 1876 yılında inşa edilen Çiçek Pasajı, İstiklal caddesinin en güzel ve en meşhur pasajıdır desek yanlış olmaz. Zamanında pastaneler, terzi dükkanları gibi şehrin gözde dükkanlarıyla doluyken, zamanla yerleşen çiçekçilerden ötürü pasajın adı Çiçek Pasajı olmuştur. Zamanın geçmesiyle çiçek dükkanları yerini meyhanelere bırakmış, Çiçek Pasajı adı bir hatıra olarak kalmıştır. Binanın içine girdiğinizde sizleri muhteşem bir cam kubbe karşılıyor. Pasajın orta açıklığına kadar yürüyüp pasajın muhteşem mimarisi ve meyhanelerin ortamının tadını çıkarabilirsiniz. Özellikle İstanbul’a turist olarak geldiyseniz burada rakı ve mezelerin tadını çıkarabilir, sokak sanatçılarının müziklerini dinleyebilirsiniz ancak şimdiden uyaralım, ortam ve yemekler güzel olmakla beraber ücretler de düşük değil. Acıktıysanız ancak uzun süreli bir yemek yemeyi düşünmüyorsanız, çiçek pasajının arkasında bulunan Şampiyon Kokoreç İstiklal caddesinde deneyebileceğiniz sokak lezzetlerinden biri. Kokoreç, midye tava, midye dolma gibi sokak lezzetlerinden tatmadan İstiklal’in tadını çıkarmış sayılmazsınız.

12. Üç Horan Ermeni Kilisesi

Çiçek pasajının yan kapısından çıkıp sağa doğru yürüdüğünüzde, pasajın içerisinde, dükkanların arasında kalan siyah kapıdan girişi olan güzel kilisede şimdi sıra. Girişinden geçip büyüklüğü ve güzelliği ile insanı hayrete düşürüyor. Ara Güler’in cenazesinin kaldırıldığı kilisedir.

13. Avrupa Pasajı

Gene yüzlerce kez önünden geçip, güzelliğini fark etmediğimiz noktalardan birindeyiz. Çiçek pasajının yan kapısından çıkıldığında girişi tam karşınızda kalmakta. Avrupa pasajı gerek dükkanları gerek mimarisiyle göz kamaştıran pasajlardan biri. İçerisinde bulunan renkli şallar, antikalar satan dükkanlardan alışveriş yapabilirsiniz. Pasajın içerisinde bulunan aynalardan ötürü Aynalı Pasaj olarak da anılıyor. Yukarıda bulunan heykeller ve kubbesinde bulunan cam kaplama ile gerçekten görülmeye değer.

14. Galatasaray Lisesi

Avrupa pasajından çıktıktan sonra İstiklal caddesine geri dönüyoruz. İstiklal caddesinin tam ortasında yer alan lisenin kuruluşu 2. Bayezid dönemine dayanıyor. Bir gün avlanmaya giden 2. Bayezid gördüğü büyük ve çok güzel bahçenin sahibi Gül baba ile tanışır ve onu ödüllendirmek için bahçeye bir okul yaptırır. Lisenin bahçesindeki gül ağaçlarının varlığı da bu hikayeye dayanmaktadır. O zamanlar tıbbiye ve kışla olarak görev yapan bina,1868 yılında, modern bir eğitim veren Osmanlı kurumu olması amacıyla Mekteb-i Sultani adıyla yeniden hizmete açılır. Cumhuriyetin ilanıyla adı Galatasaray Lisesi olan kurum, hala Fransızca eğitim vermeye devam etmektedir. Hala aktif olarak eğitime devam eden bir kurum olduğu için turistik ziyaret edilmesi mümkün değil ancak dışarıdan görünen bahçesi ve muhteşem kapısı görülmeye değer.

15. Mısır Apartmanı

İstiklal Caddesi’ndeki yürüyüşümüze devam ettiğimizde, solda güzeller güzeli Mısır Apartmanını görüyoruz. İstanbul’un belki de en güzel apartmanı Mısır Apartmanı desek abartmış olmayız. İhtişamı ve estetiğiyle göz kamaştıran bu bina, Mısırlı Abbas Halim Paşa tarafından yaptırılmıştır. İstiklal’de hoş bir yürüyüş yaparken, durun ve bu binanın güzelliğinin keyfini çıkarın. Karakaş binasında gördüğümüz, her pencerenin ayrı bir formunun olması tarzını bu binada da görmek mümkün.

16. Panayia İsodion Kilisesi

İstiklal’in kalabalığından uzak ara bir sokakta bulunan bu güzel kilise, 1804 yılında inşaa edilmiştir. Rum Ortodoks cemaatine ait kilisenin iç süslemeleri harika.

17. St. Antuan Katolik Kilisesi

Dış cephesi kırmızı tuğlalarla kaplı bu güzel kilise, 1724 yılında yapılmış ve İstanbul’un en büyük Katolik kilisesi olmuştur. Kilisenin girişinde bulunan 2 apartman ve bu apartmanları birleştiren köprü harika bir görsel estetik sunmakta. Kilisenin girişi 3 kapıdan oluşmakta. İçerideki süslemeler, tavanın mavi rengi gözleri kamaştırıyor. Hangi dinden olursanız olun, İstiklal’in kalabalık ortamından sıyrılıp, içerideki huzur ortamını yaşamadan İstiklal’den ayrılmayın deriz.

18. Pera Palas Otel

Bir asırdan fazladır seçkin konuklarını ağırlayan otel, aralarında Atatürk’ün de bulunduğu pek çok ünlü ismi ağırlamış. Otelin güzel mimarisi ve ihtişamlı salonlarının yanı sıra, binada İstanbul’un ilk elektrikli asansörü de bulunmaktadır. Atatürk’ün İstanbul’a geldiğinde sık sık kaldığı 101 numaralı oda, 1981 doğumunun 100. yılında müzeye dönüştürülmüştür. Oda Atatürk’ün kişisel eşyalarıyla yeniden dekore edilerek ziyaretçilere açılmıştır.

19. Asmalı Mescit

2000’li yıllardan önce çokta hareketli olmayan bu bölge, 2000’li yıllardan itibaren Beyoğlu gece hayatının kalbinin attığı yerlerden biri olmaya başlamıştır. Günümüzde de barları, restoranları ile Beyoğlu’nun önemli eğlence mekanlarından biridir. Tarihi binaları, sanat galerileri güzel cafeleriyle sokakları arasında gezip Beyoğlu’nun tadını çıkarabileceğiniz noktalardan biridir. Öğlen bir kahve, akşam ise güzel bir akşam yemeği yemeyi düşünüyorsanız buradaki cafeleri deneyebilirsiniz. Turun yorgunluğunu atmak için bir kahve molası vermek isterseniz, İllüzyon Müzesi’nin olduğu bölgede çeşitli kafe ve restoranlar mevcut.

20. Tünel

Gezimizin son durağı olan Tünel, Karaköy-Beyoğlu füniküler hattının Beyoğlu ayağında bulunan bölgedir. Tünel’den aşağıya inen cadde ile Galata’ya inebilir ve tarihi binaların, muhteşem müzik dükkanlarının keyfini çıkarabilirsiniz. Ayrıca tarihi Beyoğlu tramvayının son durağı da burada yer almaktadır.

“Beyoğlu’nda neler yapılır?” “Taksim’de görülmesi gereken yerler neresidir?” sorularınıı yanıtlamaya çalıştığımız yazımızın sonuna geldik. Bu her sokağı kültür ve tarih kokan semtin sokaklarında umarım güzel bir tur geçirmişsinizdir. Yazı boyunca Beyoğlu’na gelip görmeden dönmemeniz gerektiğini düşündüğüm yerlerden bahsettim ancak ncak Beyoğlu’nda yapılacak daha pek çok şey elbette var. Eğer vaktiniz varsa ya da Beyoğlu’nun tadını çıkarmaya devam etmek isterseniz, aşağıda bir kaç önerim daha var.

  • Masumiyet Müzesi

Orhan Pamuk’un “Masumiyet Müzesi” romanından yola çıkarak, hayatı boyunca topladığı eşyaları sergilediği müzedir. Cukurcuma’da yer alan tarihi bir binayı mesken edinmiştir. Müze 2014 yılında Avrupa Yılın Müzesi ödülünü almıştır. Giriş ücreti 30 TL, öğrenci 20 TL’dir. Müzeyle ilgili detaylı bilgi için link.

  • İstanbul Modern Sanatlar Müzesi

Müzenin orijinal yeri Karaköy’de ancak geciçi olarak Beyoğlu’nda hizmet vermekte. Giriş ücreti 37 TL. Detaylı bilgi için link.

  • İllüzyon Müzesi

Değişik bir deneyim yaşamak isterseniz, illüzyon müzesi tam size göre. Giriş ücreti 53 TL ve maalesef müze kart geçerli değil. Detaylı bilgi için link

  • Madame Tussauds

Ünlüleri yakından görmek isterseniz, Grand Pera binasında bulunan Madame Tussauds müzesine uğrayabilirsiniz. Giriş 109 TL ancak online biletle 62TL’ye bu müzeye giriş yapabilirsiniz. Detaylı bilgi için link.