İstanbul’un gözbebeği, Sultanahmet’teyiz. Şehrin en gözde tarihi ve turistik mekanlarının bulunduğu semtte harika bir tura çıkmaya hazır mısınız? İster İstanbul’un yerlilerinden olun, ister İstanbul’un keyfini çıkarmaya gelmiş Sultanahmet’in büyülü tarihi ve harika mimarisiyle başınız dönecek! Sultanahmet’e gelip görmeden dönmemeniz gereken yerlerin listesini bu yazımızda derledik. O halde başlayalım..
Sultanahmet’te gezilecek yerleri aşağıdaki haritada özetledik. Elbette burası bir yazıya sığmayacak kadar büyük ve her köşesinde tarih var. Şunu da belirtmekte gerekir ki, müzelerin hepsini hakkıyla gezmek istiyorsanız, bu geziyi ikiye bölmenizde fayda var. Sadece Topkapı Sarayı’nı gezmek, gününüzün yarısını alacaktır. Ama sadece ziyaret edip fotoğraf çekecek kadar vaktiniz varsa, tüm yerleri bir günde görmeniz mümkün.
Öncelikle Sultanahmet’e nasıl gidileceği ile başlayalım. Bizim turumuzun ilk durağı Topkapı Sarayı olduğundan, buraya nasıl gidilir ondan bahsedelim. Toplu taşıma kullanacaksanız, buraya en rahat gidiş yolu tramvay. Kabataş-Bağcılar tramvay hattının(T1) Sultanahmet durağında inerseniz ilk duraklarımızın hemen ortasında inmiş olacaksınız. Toplu taşıma ile ilgili daha fazla öğrenmek istediğiniz varsa İstanbul’da Ulaşım yazımıza göz atabilirsiniz. Eğer aracınız varsa ya da araç kiraladıysanız, Sultanahmet meydanında yol üzeri park yeri bulmak pek mümkün değil. Ancak burada çokça otopark ve İspark mevcut. Yalnız dikkat edin, kalabalık gün ve saatlerde meydana yakın otoparklarda yer bulmak pek mümkün değil.

1 Topkapı Sarayı
Osmanlı Devleti’nin yönetim ve saray halkına 400 yıla yakın süre ev sahipliği yapmış olan saray, 80.000m2’lik alanda yer almaktadır. Bu büyüklüğüne rağmen, ilk yapıldığı ve kullanıldığı zamanlarda bundan çok daha büyük bir alanı kaplamaktaydı. Sarayın girişindeki muhteşem kapısı ve göz alıcı avlularıyla, İstanbul’un en çok ziyaret edilen turistik noktalarından biridir.
Sarayın içerisinde, avlular, bahçeler, kapılar ve mutfak bölümü bulunmaktadır. Her biri ziyarete açıktır. Sarayın müze olarak kullanılmaya başlanması Osmanlı zamanına kadar uzanmaktadır. Saray halkının Dolmabahçe Sarayına taşınmasıyla, Topkapı Saray’ı yabancı büyükelçiler geldiğinde hazinelerin gösterildiği bir yer olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bugün de sarayın odalarında, Kaşıkçı Elması’nın da bulunduğu hazine sergileri yapılmaktadır.
Sarayın en gözde bölümlerinden biri Harem dairesi. Dizilerde de görmeye alıştığımız bu bölümde sultan ve ailesi yaşamaktaydı. Sarayın bu bölümüne giriş için ekstra bilet alınması gerekiyor. Topkapı Sarayı’na giriş için alınan bilet ile bu bölüm gezilemiyor. Aynı zamanda Müze Kart da bu bölümde geçerli değil. 😦 (Aya İrini Kilisesi için de aynı şeyler geçerli)
Sarayın tamamını gezmek neredeyse yarım gününüzü alacaktır. acıkırsanız sarayın içerisinde bir restoran ve kafe de mevcut. Sarayın girişindeki 3. Ahmet çeşmesine de bakmadan saraydan çıkmayın derim.
Topkapı Sarayı -> Tam : 100 TL, İndirimli : 50 TL
Harem Dairesi -> Tam : 70 TL, İndirimli: 35 TL
2. Aya İrini Kilisesi
Aya İrini Kilisesi İstanbul’un hem ilk kilisesi hem de ilk müzesi ünvanını taşımaktadır. Kilise’nin tamamlanma tarihi tam olarak bilinmese de Roma döneminde 4. yüzyılda yapılmıştır. Yapıldığı dönemden sonra yangın ve depremlerle hasar görmüş ve yeniden yapılmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethiyle Topkapı Sarayı içerisinde kalmıştır. Mimari olarak pek restorasyon ve değişiklik geçirmemiştir.
Osmanlı döneminde bir dönem silahların tutulduğu bir ambar olarak kullanılmıştır. Bu silahlar zamanla antika haline gelince Sultan Abdülmecit’in emriyle burası müzeye dönüştürülmüştür.
Bilmekte fayda var: Müzede zaman zaman restorasyonlar yapılabiliyor ve bu bölümler ziyarete kapalı olabiliyor. Müze salı günleri hariç her gün hizmet vermekte. Müze kart maalesef geçerli değil. Giriş ücreti 60TL.
3. Ayasofya Camii
532-637 yılları arasında, Roma İmparatoru I. Justinianus tarafından inşaa ettirilen kilise, 1453 yılında Fatih’in İstanbul’u fethi ile Camii’ye dönüştürülmüştür. 1934 yılında kararname ile müzeye çevrilmiş, 2020 yılında müze statüsünden çıkarılmasıyla günümüzde camii olarak hizmet vermeye başlamıştır.
Günümüzde ayakta olan yapı, 3. Ayasofya’dır. İlk 2 ayasofya yangın, ayaklanma ve depremlerde yıkılmış, 532 yılında I. Justinianus eski Ayasofya’lardan daha görkemli ve büyük bir Ayasofya inşaa ettirilmesi emri vermiştir. Osmanlı döneminde cinahiç tahrip edilmemiş, aksine yapılan eklemelerle daha görkemli hale getirilmiştir. İnsan figürlü mozaikler sökülmemiş, sadece üzeri ince bir sıva ile kapatılmıştır. Günümüzde bu sıvaların bir kısmı kaldırılarak, bu mozaikler yeniden gün ışığına kavuşmuştur.
Ayasofya içindeki binlerce güzel eseri, mozaiği ve görkemli kapıları anlatmaya kalkarsak bu yazı bitmez, bu sebeple binayı gezerken girişteki sesli anlatımlardan almanız iyi olacaktır. Ancak içeride herkesin ilgisini çeken bir sütun var. Ağlayan sütun ya da dilek sütunu olarak geçen bu yapıya göz atmadan çıkmayın derim. Efsaneye göre, I. Justinianus bu sütunu Meryem Ana’nın evinden getirmiş. Meryem Ana Hz. İsa’nın işkence gördüğünü duyunca bu sütuna yaslanarak ağlamış ve gözyaşları sütunda bu oyuğu açmış. Dileği olanlar bu deliğe baş parmağını sokarak çevirdiğinde dilekleri gerçek oluyormuş. Bir başka inanca göre Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethettikten sonra bu deliğe parmağını sokarak camii’nin yönünü değiştirmiş. Siz hiçbirine inanmasanız dahi en azından bu sütunu görüp dileğinizi dileyebilirsiniz.:)
***Eskiden, müze olarak hizmet verdiği dönemde, girişi ücretliyken, günümüzde camii olarak kullanıldığından herhangi bir giriş ücreti bulunmamakta.
4. Sultanahmet Meydanı
Ayasofya’dan çıktıktan sonra önünüzde kalan büyük yeşil alan Sultanahmet Meydanı olarak geçmekte. Meydan gerçekten büyük, bu maddede Ayasofya ile Sultan Ahmet Camii arasında kalan parktan bahsediyoruz, 6. maddede ise Hipodrom olarak geçen kısımdan ayrıca bahsedeceğiz. Ayasofyadan çıktıktan sonra solunuzda Hürrem Sultan Hamamı’nı görebilirsiniz. Buradaki çay bahçelerinden bir çay alıp bankta binanın güzelliğini izleyebilirsiniz. İleride Sultanahmet Camii’ni ve Sultan Ahmet Türbesini görebilirsiniz.

5. Sultan Ahmet Camii
Sultanahmet Meydanını tüm ihtişamı ve görkemiyle dolduran bu camii, Osmanlı sınırlarında bulunan ilk ve tek 6 minareli camii olarak geçmektedir. Sultan 1. Ahmet tarafından temeli atılan camii, döneminde çok eleştirilmiş. Çünkü Sultan Ahmet Camii dışında 6 minaresi bulunan tek camii Kabe’deymiş. 1609-1612 yıllarında inşaa edilen camii, içinde muhteşem güzellikte çiniler barındırmakta. İçindeki mavi çinler dolayısıyla yabancıların Blue Mosque olarak biliniyor. Bahçesini ve içini görmeden dönmemeniz gereken Osmanlı Dönemi’nin en güzel camilerinden.
6. Theodosius Dikilitaşı – Yılanlı Sütun
Bu meydan Roma döneminde hipodrom, Osmanlı döneminde at meydanı olarak kullanılmış. Meydanda Mısır’dan getirilmiş gerçek bir Obelisk var. Theodosius Dikilitaşı olarak bilinen sütun yaklaşık 25-30 metre ve M.Ö. 1500 yılına adresleniyor. Yanında Yılanlı Sütun ve Örme Sütun’u görebilirsiniz. Hipodromun sol tarafında Türk ve İslam Eserleri müzesini ziyaret edebilirsiniz.

7. Yere Batan Sarnıcı
İstanbul’da bence en ilgi çekici ve en güzel tarihi mekan burasıdır. Diğer tarihi mekanlardan gerek konumu (yerin altında bulunmaktadır) gerek atmosferi dolayısıyla tamamen ayrılmakta ve görenleri kendisine hayran bırakmaktadır. Roma İmparatoru I. Justinianus tarafından 537-565 tarihlerinde inşaa ettirilen ve dönemin saray ve halkına su temin etmek için kullanılan yapısıdır. Uzunluğu 140 genişliği 70 metre olan yapıda 100.000 ton su saklanabilmektedir. Günümüzde su seviyesi oldukça düşmesine rağmen içerisinde hala su bulunmaktadır. İçinde 9 metre yüksekliğinde 336 sütun bulunmaktadır. En göz alıcı sütun ise Medusa Başlı Sütun Roma dönemi heykel sanatının şaheserlerindendir. Geçmişte sarnıçta konser, kayık turu gibi etkinlikler yapılsa da günümüzde müze olarak kullanılmaktadır.
Yerli Ziyaretçi Tam : 15 TL
Yerli Ziyaretçi Öğrenci : 5 TL
Yabancı Ziyaretçi : 30 TL
Müze kart geçerli değildir.
***Yere Batan Sarnıcı’ndan çıktıktan sonra, yolun karşısında yol kenarında Milyon Taşı’nı görmenizi tavsiye ederim. Roma döneminden kalan bu taş, döneminde, bulunduğu noktadan dünyanın diğer büyük kentlerine olan mesafenin gösterilmesi ve bir sıfır noktası olarak kullanılmak üzere yerleştirilmiştir. Eski zamanlarda dört yüzünde ihtişamlı kabartmalar olsa da günümüze maalesef küçük bir kısmı kalabilmiştir.
8. Kapalı Çarşı (Grand Bazaar)
Geldik gezimizin en eğlenceli durağına. Alışverişin kalbi ve dünyanın en büyük ve en eski çarşılarından biri olan Kapalı Çarşı içerisinde yaklaşık 4000 dükkanı barındırmaktadır. Labirent gibi sokakları, çeşit çeşit dükkanlarıyla içinde kaybolabileceğiniz, her köşesinde güzel süprizlerin olduğu bir mekan. Özellikle İstanbul dışından geliyorsanız, hediyelik eşyalarınızı bu çarşıdan alabilirsiniz. İçerisinde halıdan bakıra, hediyelik eşyalardan kumaş, gümüş, altın gibi çeşit çeşit eşyanın satıldığı dükkanlar var. Kuyumcuların yoğunlukta olduğu çarşıda hiçbir şey almayacaksanız dahi, en azından bu güzel çarşının sokaklarında kaybolmanızı tavsiye ederiz.


9. Çemberlitaş Sütunu – Çemberlitaş Hamamı
Çemberlitaş sütunu, I. Konstantin tarafından 330 yıllarında dikilmiştir. Her biri 3 metre çağında 8 sütunun üst üste konulmasıyla oluşmuştur.
Hamam 1584 yılında Nurbanu Sultan tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır. Hamam günümüzde aktif olarak kullanılmaktadır. Günün yorgunluğunu atmak ve gerçek bir hamam keyfi yaşamak için hamamı ziyaret edebilirsiniz. Almak istediğiniz hizmete göre ücretler değişmektedir ancak giriş ücreti 175 TL. Hamamın kadın ve erkek bölümleri ayrıdır. Detaylı bilgi için hamamın internet sitesi aşağıdaki gibi.
https://www.cemberlitashamami.com/

10. Cağaloğlu Hamamı
1741 yılında inşaa ettirilen hamam, İstanbul en yeni hamamlarındandır. Günümüzde aktif olarak kullanılan hamamda kadın ve erkek bölümleri ayrıdır. Günün yorgunluğunu kese ve köpük masajıyla üzerinizden atabilir, sultan paketleriyle kendinizi bir Osmanlı sultanı gibi hissedebilirsiniz.

11. Gülhane Parkı
Geldik turumuzun son durağına. Eskiden Topkapı sarayının bahçesi olan bu park, saray bahçesiyken barındırdığı güller dolayısıla bu adı almış. Uzunca bir süre yıkık ve harap bir şekilde duran park, 2003 yılında restore edilerek bugünkü haline getirildi. İster parkın içerisindeki teknoloji müzesini gezebilir isterseniz bu yoğun ve yorucu turun ardından Gülhane parkında dinlenebilir, çay bahçelerinde birer çay ve kahve içerek günün yorgunluğunu atabilirsiniz.

Yazının başında da bahsettiğimiz gibi, tarihi yarım ada bir günde gezilecek gibi değil. Her köşesinde ayrı tarih ayrı güzellikler barındırıyor. Tura devam etmek ve daha çok yer görmek isteyenler için aşağıda birkaç yer daha bırakıyorum. Vaktiniz kalırsa bunları da görebilirsiniz. Ayrıca turunuzda acıkırsanız Sultanahmet’te yemek yenebilecek yüzlerce güzel mekandan kendimizce seçtiğimiz birkaç tane de öneri olarak koyuyorum. Eğer hala yorulmadıysanız buradan sonra Eminönü’nü de gezmeyi unutmayın derim. Umarız siz de benim kadar bu tarihi semtin güzelliklerine hayran kalmışsınızdır ve keyifli bir tur geçirmişsinizdir. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere 🙂
Ek olarak gezilebilecek yerler
- İstanbul Arkeoloji Müzesi
Giriş ücreti : 50 TL ve müze kart geçerlidir
- Türk ve İslam Eserleri Müzesi
Giriş ücreti : 50 TL ve müze kart geçerlidir
- Istanbul Büyük Saray Mozaikleri Müzesi
Giriş ücreti : 30 TL ve müze kart geçerlidir
- İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi (Gülhane Parkı)
Giriş ücreti 18 TL ve müze kart geçerli
Yeme/İçme
- Sultanahmet Köftecisi
Bu isimle neredeyse her köşe başında bir restoran mevcut:) Bizim tercihimiz tarihi olandan yana. Aşağıya bir link bırakıyoruz ancak girmeden dikkat, burada kredi kartı geçerli değil.
- Ahırkapı Balıkçısı
- Giritli Restoran



